Çayda Vahşi Kapitalizm Uygulanıyor

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, çayda vahşi kapitalizm uygulandığını, çay üreticilerinin alın terinin karşılığını alamadığını, bu şekilde emeğinin sömürüldüğünü belirterek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevaplaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi.

Önergede, 1984 yılında çay sektörünün özele açıldığını hatırlatan Bekaroğlu, bu tarihten itibaren Kamu İktisadi Teşekkülü olan Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) ile birlikte faaliyet göstermeye başlayan özel çay şirketlerinin birçoğunun, Doğu Karadeniz Bölgesinde çay tarımı ile geçimini temin eden yaklaşık 210 bin aileye; alın terinin karşılığını vermek yerine, düşük fiyatla yaş çayı almak, alacaklarını geç ödemek gibi yöntemlerle mağduriyet yaşattığını ifade etti.

VAHŞİ KAPİTALİZMİN KURALLARI İŞLİYOR

Doğu Karadeniz Bölgesindeki büyük bir nüfusu ilgilendiren çay sektörünün, üreticiyi koruyan bir yasasının olmayışı nedeniyle ‘vahşi kapitalizm’ kurallarının işlemekte olduğunu belirten Bekaroğlu, “Çay üreticileri, denetimsiz serbest piyasa koşulları altında ezilmekte, emeği ve alın teri sömürülmektedir. ” dedi.

YAŞ ÇAYIN YARISI DEVLETİ İLGİLENDİRMİYOR MU?

2019 yılı yaş çay kampanyasının devam ettiği bu günlerde; özel sektör firmalarının 16.05.2019 tarihinde Rize’de Bakan Pakdemirli tarafından açıklanan ÇAYKUR’un alım fiyatı olan 2,90 TL’nin yarı fiyatına yaş çayı üreticiden almakta olduğunu, 1 yıl vadeli ödeme yapacağını duyurduğunu hatırlatan Bekaroğlu, “Bugün özel sektörün alım fiyatı 1,80 TL’ye kadar düşmüştür. ÇAYKUR’un kontenjan uygulaması devam ettikçe özel sektör yaş çay fiyatını daha da düşürmektedir. Çayını bekletme imkânı olmayan üreticileri, özel sektörün bu fırsatçılığı karşısında koruyan bir mekanizma bulunmamaktadır. 2010 yılında günlük 6.735 ton olan ÇAYKUR’un yaş çay işleme kapasitesi yıllar itibariyle artarak bugün 9.085 ton’a yükselmiş olmasına karşın, yaş çay alım oranlarına bakıldığında ÇAYKUR’un artan kapasitesi oranında yaş çay alımını artırmadığı, yaş çay sezonunun başlamasıyla birlikte kontenjan getirerek üreticiyi özel sektörün insafına terk ettiği görülmektedir. 2018 yılında ÇAYKUR 732.535 ton, özel sektör toplamı ise 741.692 ton yaş çay alımı gerçekleştirmiştir.” dedi.

ÇAYKUR’un kapasitesini tam olarak kullanmamak için günlük kontenjan uygulaması yaptığı, daha fazla çay alma imkânı olmasına rağmen bunu yapmayarak üreticiyi özel sektöre mahkûm bıraktığı şeklindeki haberlerin emeği sömürülen bölge halkını ayrıca rahatsız ettiğini kaydeden CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, “Bölgedeki 1 milyon nüfusun geçim kaynağı durumundaki çayın diğer %50’si ile devletin ilgilenmediği düşünülmektedir.” diyerek Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

  1. ÇAYKUR günlük 9.085 ton olan yaş çay işleme kapasitesinin ne kadarını kullanmaktadır?
  2. ÇAYKUR 2010 yılından bu yana kapasitesini %35 oranında artırdığı halde yaş çay alım miktarı neden aynı oranda artmamaktadır?
  3. 16 Mayıs 2019’da Rize’de açıkladığınız 2,90 TL fiyat, yaş çayın %50’sini alan ÇAYKUR’un alım fiyatıdır. Özel sektörün fırsatçı yaklaşımı ile elinde bekletme imkanı olmadığı için yarı fiyatına yaş çayı elinden alınan üreticinin mağduriyetini önlemek için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz? Açıklanan yaş çay alım fiyatının altına düşülmemesi için önlem alacak mısınız?
  4. Çay üreticilerinin hakkını koruyan, emeğinin karşılığını alabilmesini sağlayacak yasal düzenleme ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konudaki çalışmalar ne durumdadır?

Çay üreticisi ‘Özel’ soyuluyor!

Artvin, Rize, Trabzon çay bölgesi ziraat odalarının başkanları 2019 yaş çay sezonunda yaşanan özel sektör uygulamalarına tepki göstererek, “Bölge ziraat odaları olarak, “devletçi bir anlayışla üretimi teşvik etmekteyiz” dediler.

Yapılan ortak yazılı basın açıklamasında Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin 16 Mayıs tarihinde Rize’de yaş çay alım fiyatını 3,03 TL olarak açıkladığının altı çizilerek, “Açıklanan çay fiyatlarındaki artış yüzde 25 olurken buna karşılık gübre fiyatlarında yüzde 100 artış, işçilik ise yüzde 50 artmış durumdadır. Dünya çay üretiminde beşinci, tüketimde ise kişi başına 4 kg ile birinci olduğumuz bir ürün bile üreticisini memnun etmemektedir. Yıllardır beklenen çay kanununun çıkmamış olması, taban fiyat uygulamasına geçilememesi ile birlikte %51’inin özelleştiği çay sektörü uygulamaları çay üreticisini ciddi mağdur etmektedir. Devletimizin açıkladığı 3,03 tl fiyata rağmen özel sektörün 1,80 tl gibi rakamdan veya bir yıl vadeli çay alması bu ekonomik koşullarda çay üreticimizi sömürmek ve köle anlayışı ile çalıştırmaktır. Özel sektörün çay üretimine dahil olduğu günden beri, çay üreticimizin özel sektöre verdiği iyi niyet kredisi artık tükenmiştir. Biz Ziraat Odaları olarak devletçi bir anlayış ile üretimi teşvik etmekteyiz. Devletimizin de çay üreticimizi özel sektörün acımasız uygulamalarına terk etmemesi, sabah şafakta, yağmurun altında çay üreten üreticimize sahip çıkması gerekmektedir.” denildi.

Yazılı açıklamada, çay bölgesi ziraat odalarının talepleri 5 maddede sıralandı:

1. Ziraat Odaları olarak daima Devletin yanında olup, geçmişte olduğu gibi bugünde Çaykur’a desteğimiz devam etmektedir.

2. Sektörde düzenin sağlanması için yaş Çay üreticisini ve Çaykur’u koruyan, ülkeye kayıt dışı çay girişini önleyen ve taban fiyat uygulamasına geçilerek, taban fiyatın altında
çay alınamayan bir çay piyasası istiyoruz.

3. Ülke yaş çay üretiminin tamamı Çaykur tarafından alınmalı, özel sektör
ihtiyacını Çaykur’dan temin etmelidir.

4. Bölgemizin sigortası Çay ve Çaykur’dur. Asla özelleştirilmemelidir.

5. Yaş çay üretiminde valiliklerce oluşturulan komisyonlarda 27593 sayılı tarımda iş aracılığı yönetmeliğinin aracı belgesi 7. maddesi belirlenen tarımda işçi maliyetleri tavsiye kararları bütün bölge yöneticileri ve yaş çay üreticilerinin uyması önem arz etmektedir.Üreticimizin göz bebeği olan Çaykur’un çay kotalarını arttırarak alım garantisi ile alım yapması, yaş çay üreticilerimizin de önceliğini Çaykur’a vermesi ekonomik olarak içinde bulunduğumuz bu zor dönemde, çay üreticimizi bir nebze de olsa rahatlatacaktır.

Rize’de teknokent kuruluyor

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Teknokent kurma çalışmalarının Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla resmi sürecinin tamamlandığını söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, “Üniversitemiz ile Türk- Alman Üniversitesinin ortak yürüttüğü Teknokent kurma çalışmaları yaklaşık bir yıl önce başladı ve bugün itibarı ile Resmi Gazete’de ‘Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’ yayınlanarak resmen süreç tamamlanmış oldu.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan söz konusu kararın 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesi gereğince verildiğini anımsatan Rektör Karaman, hem Rize hem de İstanbul’da teknokent kuracaklarını kaydederek, “Aynı anda iki farklı ilde kurulacak olan Teknokentlerden bir tanesi Üniversitemiz Zihni Derin Yerleşkesi üzerindeki 3506 m2lik bir alanda, diğeri ise İstanbul Çekmeköy’de bulunan 40.382 m2lik bir alanda kurulacak. Tek şirket çatısı altında faaliyet gösterecek olan Teknokentimizin aynı anda iki farklı şubesi olmuş olacak. İlimizin ve ülkemizin kalkınmasında çok büyük katkıları olacağını düşündüğümüz Teknokentin bundan sonraki sürecinde ise öncelikli olarak yönetici şirketin kurulmasının hemen akabinde TGB alanı olarak ilan ettiğimiz 2 alanda da hızla inşaat çalışmalarına başlamak ve bir an önce üniversitemiz, ilimiz ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmasını sağlamak olacaktır. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Türk Alman Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı ve Türk Alman Üniversitesi Geliştirme Vakfı birlikteliğinde temeli atılan Teknokentimiz ile ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünü artıracak teknolojileri geliştiren ve üreten şirketlere, araştırmacılara ve akademisyenlere modern alt ve üst yapı imkânları sunulacak. Belirlenen söz konusu alanlarda Ar-Ge merkezleri, bilim ve teknoloji alanında çalışmalar yapan şirketler ve geliştirilen teknolojilerin uygulanabilirliğini onaylamak üzere farklı sektörlerden teşebbüsler bulunacak.“ dedi.

rteu-rektoru-huseyin-karaman.jpg
RTEÜ Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Karaman

Teknokent kurma çalışmalarına desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere diğer ilgililere şükran ve teşekkürlerini ileten Rektör Karaman, “Üniversitemiz ile Türk –Alman Üniversitesinin ortak Teknokent kurma çalışmalarına başından beri destek veren başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’a, Üniversitemiz Geliştirme Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Nusret Bayraktar’a, Türk- Alman Üniversitesi Geliştirme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Sayın Wolfgang Schuster ile Türk Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Halil Akkanat’a ve bu süreçte katkısı olan herkese teşekkür eder, şükranlarımızı sunarız. Bugün itibarı ile ilan edilmiş olan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesinin özelde her iki üniversitemize genelde ise İllerimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Yoksulun sırtından doyan doyana

ÖZEL SEKTÖRÜN YAŞ ÇAY ALIM POLİTİKASINA SERT TEPKİ

Rize’nin Fındıklı İlçesi Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy, bazı özel sektör firmalarının, Çaykur’un alım fiyatı olan 2,90 lira’nın altında fiyatla yaş çay satın almasına tepki gösterdi.

Özel sektörün çiftçiyi, emekçiyi sömüren bir düzen kurduğunu ifade eden Özsoy,  özel sektör firmalarının ortak hareket ederek uyguladıkları bu alım politikası ile kendi kuyularını kazdığını söyledi.

Dini duyguların yoğun yaşandığı, içinde bulunduğumuz Ramazan ayında, 1,80 – 2,00 tl’ye  alım yapan özel sektörün üreticiyi mağdur ederek haram yediğini ifade eden Özsoy, “Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli yaş çay bedelini 2.90 tl olarak açıkladı. Birkaç gün sonra  özel sektörler 50’lere varan düşük fiyatlarla alım yaparak kampanyayı açtı. Hangi vicdanla çiftçinin emekçinin hakkını çalıyorsunuz. Bu ramazan günü 2.90 tl olan yaş çayı 1.80 tl ’den satın alıp, çiftçinin sırtından 50’den fazla kazanarak sofralarınıza ve boğazınıza haram lokma sokuyorsunuz. Elinizi vicdanınıza koyup bir daha düşünün. Fabrikalarınızı çalıştırıyor üretim yapıyorsanız, her yıl kapasitenizi artırıyorsanız bugün yok etmeye çalıştığınız çay üreticisinin sayesindedir. Çiftçimizin yaşaması, üretime devam etmesi demek; fabrikalarınızın yaşaması ve üretime devam etmesi demektir” dedi.

ÇAY ÜRETİCİSİ İSYAN EDİYOR

Maliyetin altında çay satarak üretimin devam edemeyeceğini  ve bu durumuna çay üreticisinin isyan ettiğini belirten Özsoy, “Çiftçimiz özel sektöre ürünü tarlada kalmasın diye hasat yapıp satıyor. Özel sektör elini değmeden çiftçinin sırtından 50 kazanıyor. Yıllardır sektör sıkıntıda dediniz. Biz kazanmadan üretip size kazandırdık. Fabrikalarınızın üretim kapasitesini büyüttünüz devasa fabrikalara sahip oldunuz. Şimdi vefa borcunuzu ödemeniz gerekirken çiftçiye ihanet ediyorsunuz” dedi.

TÜM STK’LAR ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMALIDIR

Özel sektör firmalarının bu alım politikasına karşı bölgedeki ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarının tepki göstermesi gerektiğini ifade eden Özsoy, şunları aktardı:

“Rize Ticaret Borsası ve Ulusal Çay Konseyi Başkanı Mehmet Erdoğan ‘’Çay-kur kuru çaya zam yapmazsa önümüzdeki günlerde yaş çay fiyatlarını daha da düşüreceklerini’’ belirtti. Gerekçeyi ‘’ özel sektörün de ayakta durması gerektiği’’ olarak açıkladı. Sayın Erdoğan, ayakta durmak için sizi ayakta tutanları yıkmak doğru bir yöntem değildir. Özel sektör ayakta durmak için çalışarak ve emek sarf ederek elde edilen üretimden ve pazarlamadan kazanmak yerine kolay olan çiftçinin sırtından kazanmayı seçmiştir. Çay sektöründe bir ilki başardınız. Büyük-küçük, güçlü-zayıf bütün firmalar ucuz çay alma konusunda hepiniz çok başarılısınız. Eğer fabrikalarınızda üretim yapmanızı sağlayan çiftçiye değer veriyorsanız ve çiftçinin gözünde değerli olmak istiyorsanız; zor olan ama doğru olan çiftçinin hakkı olanı ödeyerek, üretim ve pazarlamada doğru politikalar, kampanyalar yaparak kazanmak için çalışmalar yapın.Sanayici ve üretici ortaktır. Ortaklıktaki adaleti acilen sağlamalısınız. Unutmayın!  Bizim kayıklarımız batarsa sizin de gemileriniz batar. Bu bölgede çay sektöründe üretimi sürdürmek istiyorsanız çiftçinin sırtından değil fabrikalarınızdaki üretimden ve pazarlamadan kazandıklarınızla yetinmelisiniz.”

SÖMÜRÜ DÜZENİNE SESSİZ KALMAYACAĞIZ

Bu adaletsizliğe kurulan sömürü düzenine sesiz kamayacaklarını ve Artık yeter diyen Özsoy, “Önce hükümet, sonra tüm Türkiye ve dünya, haklı sesimizi duyana kadar bağıracağız.1.sürgün bitmeden çok acil Tarım ve Orman Bakanlığı çay üreticisinin sıkıntılarını masaya yatırmalıdır. T.C. Cumhurbaşkanının resmi kayıtlı çay üreticisi olduğu bir ülkede çay kanunu düzenlenmesi için çalışmaların yıllardır devam ediyor olması içler acısı bir tablodur.Çiftçimizin oylarıyla seçilmiş meclis istediğinde gece yarısında toplanıp kararlar alabiliyorsa; ortada 1 milyon insanın mağduriyeti söz konusu olduğundan Çay Bölgesi Ziraat Odaları olarak 210 Bin üreticimiz ve bu sektörden evine ekmek götüren 1 Milyon bölge insanı adına çay üreticisini koruyan taban fiyatı altında çay alımını önleyen kanun çıkana kadar susmayacağız” dedi.

Çay Üreticileri Sendikası fiyattan memnun değil

16 Mayıs’da Rize’de Tarım ve Orman bakanı yaş çayın fiyatını açıkladı. Bu açıklama
üreticilerin beklentisini karşılamamıştır. Üreticinin bu memnuniyetsizliği sadece fiyat
politikasına değil, alımından çayın geleceğine ilişkin tüm kaygılarından kaynaklanmaktadır.
Çaykur’un, yaş çay alımlarında ciddi bir isteksizlik ve aymazlık var. Bugüne kadar üreticiyi
alıştırdıkları, ‘getir ve sat’ anlayışını terk ediyorlar anlaşılan. Bu çayda kalite anlamında iyi bir şey ama birden bire ani bir dönüş yapılarak üreticinin alışkanlıklarından vazgeçmesini
istemek doğru değil. Üretici çayını, iyi de olsa Çaykur’a satamamaktan endişe duymaktadır.
Çünkü Çaykur, alımdaki isteksizliğini baştan beri üreticiye hissettirmiştir.

Dün fiyat açıklanırken ben de oradaydım. Genel Müdür ve Bakan ne vaat ne de umut
verebildi. Sadece iyilik ve güzellik temennilerini ilettiler. Çaykur’un elindeki stoklardan, kötü yönetimden ve planlamadan, uğratıldığı milyonlarca lira zarardan hiç söz etmediler.
Sadece Bakan, eski ama yeni bir proje gibi çay tarlalarının yenilenmesinden ve buna
verilecek destekten söz etti. Ki bu projeyi detaylandıramadı. Bir de Erdoğan’ın selamlarını
getirdiğini söyledi.

Üreticinin en önemli talebi artık, çaya verilen taban fiyatın tüm özel alıcıları da kapsaması ve Çaykur’un özelleştirilmemesidir.

Taban fiyatın, sadece Çaykur’u bağlayan bir fiyat olduğunu artık herkes biliyor. Doğuş Çay,
bugün (17 Mayıs) fiyat politikasını açıkladı; taban fiyattan 2020 Mayıs ödemeli, 2,5 liradan ise 2020 Ocak ödemeli. Bu tablo bile her şeyi açıklamaktadır. Başka söze gerek var mı? Üretici özele mahkûm ve insafına bırakılmaktadır.

Üretici artık, taban fiyattan çok çayın geleceğine ilişkin karamsarlığı ve çayını Çaykur’a
satamamaktan şikayet etmektedir. Dönümde kotanın 500 kilo olması bir şey ifade
etmemektedir. Çünkü üreticinin yüzde 80’i kotasını dolduramamaktadır.

Çiftçinin bu kadar yoksullaştığı, üretimden vazgeçtiği ve geleceğini göremediği ortamda,
girilen ürün hasat dönemi, karamsarlıkları dağıtmamış, artırmıştır.

Çay Üreticileri Sendikası (Çay Sen) olarak, tüm bu sorunların takipçisi ve paylaşımcısı
olmaya devam edeceğiz. Üreticinin örgütlü olmadığı sürece sorunların üstesinden
gelemeyeceğini görmesi, anlaması ve kavraması gerekmektedir. Sorunların minimum olduğu günlerin yakın olması umuduyla.

17-05-2019

Recep Memişoğlu
Çay Üreticileri Sendikası
Kurucu Genel Başkanı

Yaş çaya yüzde 33 zam istedi, 23,6’ya teşekkür etti!

Önceki gün buğdaya ve arpaya verdikleri fiyatı açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, buğdaya yüzde 29, arpaya yüzde 33 fiyat artışı verdiklerini söyleyen Erdoğan’a, “Arpaya, buğdaya verdiğini çaya da ver” demişti. Dün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize’de Çaykur’un yaş çay alım fiyatını 2,90 tl (+13 Krş destekleme primi) olarak açıkladı. Çaya yüzde 29-33 zam isteyen Paliç, yapılan yüzde 23,6’lık artış için teşekkür edip, emeği geçenlere şükranlarını iletti.

Rize Ziraat Odasından yapılan açıklamada, “Başta Sayın Cumhurbaşkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN olmak üzere Tarım ve Orman Bakanımıza, Rize Milletvekillerimize ve Emeği Geçen Herkese Teşekkür Ederiz. 2019 Yılı Yaş Çay taban fiyatı 2.90 + 0.13 = 3.03 Tl” denildi.

Yaş çay fiyatı 2018 yılında 13 Krş’luk destekleme primi ile birlikte 2,45 tl idi.

HİÇ ARTIŞ OLMASA DA ÖNEMLİ DEĞİL!

Nevzat Paliç, geçtiğimiz yıl yaş çay alım fiyatı beklentilerini kauoyu ile paylaştığı basın toplantısında, ülkenin bekası söz konusu olduğunda çaya şu kadar artış isteriz şeklinde bir yaklaşımları olamayacağını, ülkenin kurtulması için, Rize Ziraat Odası olarak hiç zam yapılmasa da tepki göstermeyeceklerini açıklamıştı.

Yaş çay fiyatı 2,90 TL

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Rize’de Çaykur’un yaş çay alım fiyatını açıkladı. Bakan Pakdemirli, 2019 yılında Çaykur’un 2,90 TL’den yaş çay alımı yapacağı açıkladı. Kilogram başına 13 Kuruş olan destekleme primi ile birlikte yaş çay fiyatı 3,03 TL oldu.

Arpaya, Buğdaya verdiğini Çaya da ver

Ziraat Odası yaş çay fiyat talebini güncelledi: arpaya, buğdaya verdiğini çaya da ver

Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, 2019 yılı yaş çay fiyatına talep ettikleri rakamı yükseltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buğdaya yüzde 29, arpaya yüzde 33 artış yapacaklarını açıklamasının ardından, yaş çaya istediği fiyatı artıran Paliç, yaş çay fiyatının; buğdaya ve arpaya yapılan artış oranında yükseltilerek verilmesini istedi.

Paliç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TOBB Genel Kurulunda; buğdaya ve arpaya yapılacak fiyat artışına atıfta bulunarak, “Sayın Cumhurbaşkanımız buğday için yüzde 29, arpa için yüzde 33 artış yaptıklarını ifade etti. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızdan aynı oranların yaş çaya da verilmesini talep ediyoruz. İnanıyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız yaş çaya da aynı oranlarda artış yaparak çay üreticisinin yüzünü güldürecektir.” dedi.

1 AY ÖNCE 3,10 TL İSTEMİŞTİ

Çay fiyatına yüzde 29 artış yapılması halinde 3,16 TL, yüzde 33 yapılması halinde ise 3,26 TL olması gerekiyor. Paliç, 12 Nisan’da yüzde 26,5 artışla yaş çay fiyatının bölge ziraat odalarının ortak kararı doğrultusunda 3,10 TL olmasını talep ettiklerini açıklamıştı.

2019 yılı Çaykur’un yaş çay alım fiyatı; 16 Mayıs 2019 Perşembe günü (yarın) Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından Rize’de açıklanacak.

2018 FİYATI 2,45 TL

Çaykur’un yaş çay alım fiyatı geçtiğimiz yıl; 2,32 TL ürün bedeli ve 13 Krş. destekleme primi olmak üzere 2,45 TL idi.

Varlık Fonu yoksulluk Vaat ediyor!

Haziran ayında ihale edileceği müjdelenen Milli Piyangonun 3,5 milyar TL olan net gelirinin net gelirinin 10 katına ulaşabileceği, net gelirin GSMH’ye oranının da binde 1’den yüzde 1-2’ye yükselebileceğini belirten Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez’in açıklaması ne anlama geliyor?

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a bu soruyu sordu.

Varlık Fonu Genel Müdürü Sönmez’in açıklamalarını hatırlatan Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması istemiyle TBMM’ye verdiği soru önergesinde; Milli Piyango İdaresinin satılacağına dair Varlık Fonu Genel Müdürü’nün müjde vermesinin şaşırtıcı olduğuna değindi. Yapılan araştırmalarda, şans oyunlarını oynayanların büyük çoğunluğunun yoksul insanlardan oluştuğunun ortaya konduğunu, şans oyunlarının gelirlerinin artacağının ve GSMH’ye oranının binde 1’den yüzde 1-2’lere çıkarılacağının müjde edasıyla kamuoyuna duyurulmasının, halkın daha fazla yoksullaştırılacağı anlamına geldiğini belirtti.

Yoksulluğun artmasının Milli Piyango kapsamındaki şans oyunlarına olan ilgiyi daha fazla artıracağını belirten Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları sordu:

  1. Basında çıkan söz konusu haberler doğru mudur?
  2. Milli Piyango kapsamında şans oyunlarından elde edilecek gelir nasıl artırılacaktır? Bu gelirin Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içerisindeki payının yüzde 0,1’den yüzde 1-2’ye ulaştırılması ne anlama gelmektedir?
  3. Yapılan araştırmalar, şans oyunlarını oynayanların büyük çoğunluğunun yoksul insanlardan oluştuğunu ortaya koymaktadır. Milli gelirden oldukça az pay alan insanlar, içinde bulundukları yoksulluktan kurtulmanın ve daha rahat bir yaşama ulaşma hayalinin tek ve en hızlı yolu olarak şans oyunlarını görmektedirler. Yoksulluk derecesi arttıkça ve insanca yaşayabilecekleri bir geliri elde etme olanağı azaldıkça insanların şans oyunlarına daha fazla yöneldikleri çeşitli araştırmalarda ortaya konulmuştur. Bu tespitten hareketle Milli Piyango kapsamındaki şans oyunlarından elde edilecek gelirin artırılması ülkemizdeki yoksul kesimin şans oyunlarına olan ilgisinin daha fazla artması anlamına gelmemekte midir?
  4. Bu durum ülkemizde gelir dağılımının önümüzdeki dönemde daha da bozulacağı, yoksulların durumlarını iyileştirme umuduyla daha fazla şans oyunlarına ilgi duyacakları beklentisine girildiğini göstermemekte midir?
  5. Bu durumun Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü tarafından bir müjde edasıyla kamuoyuna duyurulmasını nasıl karşılıyorsunuz?

RİZE’DE KENEVİR –FERETİKO İÇİN SAYIN VALİ KEMAL ÇEBER’E ARZUHALİMDİR

Recep Ali AKSOYLU

10 Nisan haftasında Rize yerel medyasında yayınlanan “2019 için Rize’de 12 çiftçi kenevir ekim izni istedi“ başlıklı yazımı yeniden paylaşarak – anımsatarak özelliklede konuya duyarlı olduğunu bildiğim Sayın Rize Valisi Kemal Çeber Beye seslenmek istiyorum.

Çünkü Kasım Esen dışında (o da Halk Eğitim Projesi ile sınırlı) eski valilerimizden hiçbiri Rize ekonomisi için çaydan sonra lokomotif olabilecek, dahası kültür mirası sayılabilecek feretiko –kenevir konusuna ilgi göstermedi. Sayın Valimiz Kemal Çeber ise göreve başladıktan hemen sonra eşi ile birlikte Gündoğdu’daki Talip Kahraman El Sanatları Merkezi’ni ziyaretinde kursiyerlerle bir araya geldiğinde Rize Bezi – feretikoya – Rize’de kenevir kültürünün yeniden canlanması ve yaşatılmasına ilgisini ortaya koydu.

9 Ocak’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın ülke genelinde kenevir ekimi konusunda seferberlik ilan etmesinden sonra izin kapsamında olan 19 ilden biri olan Rize’de de halk arasında yoğun bir ilgi oluştu. Ama ekonomik yanının belirsizliği ve idarenin yönlendirici olamaması nedeniyle olsa gerek beklediğimin, arzulananın uzağında sadece 12 çiftçi –girişimci yasal süre olan 1 Nisan’dan önce yaklaşık 30 dönüm için izin başvurusunda bulundu.

Sayın Valimizde 6 Mart 2019 günü yerel medyamıza yansıyan beyanında zaten bu yıl Rize’de ilk kez 20 bin metrekareye ulaşan alanda kenevir ekiminin yapılacağını beklediklerini okumuştuk. Sayın valimizin beyanında 2016’da çıkan yasal izinden sonra Rize ilimizde ilk kez geçen yıl bir bayanın ekim yaptığı da yer almıştı.

Sayın Valimizin bahsettiği hanım ve ailesi benim yazı ve çağrılarımdan hareketle kenevir ekimine ilgi duymuş, geçen yıl Ocak ayında resmi başvurusunu yapmıştı.

Ardından 23 Şubat 2018’de Rize İl ve Çamlıhemşin İlçe Tarım Müdürlüklerinden uzman arkadaşlar ailenin ekim yapmayı planladığı Çamlıhemşin Topluca Köyünün Marselevat Vadisinde Koç Düzü Yaylası kavşağından takribi 7 km daha yukarda Kamparona (Yukarı Dere) mevkiinde araziye uygunluk keşfinde bulundu. O gün heyette ben de vardım. Yol çok keyifli değildi ama arazi ekime çok elverişli, dış etkenlerden uzak ve verimli bir toprağa sahipti. Her tarafta da kaynak suyun olması da liflerin işlenmesi için fevkalade bir avantajdı ve arazi uygun görülmüştü.

Ancak aile yeterince tohum tedarik edemediği ve ekimin sonuçlarını, ekonomisini görmek amacıyla Marselevat’ta değil, Topluca Köyünde evlerinin yakınında deneme amaçlı ekim yapabildi. Yeterli teknik ve idari destek alamamış olsalar da yılmayıp bu sezona hazırlandılar. Türkiye’de kenevir ekimi konusunda var olan iki enstitü ( Samsun OMÜ’den Doç. Dr. Selim Aytaç ile Kenevir Enstitüsü Başkanı Dr. Erdem Ulaş Sayın Cumhurbaşkanımızın da danıştığı otoriteler) ile sürekli temasta olarak kendilerini de geliştirerek bu yıl 10 dönümlük alanda ekim gerçekleştirmek için izin başvurusunda bulundular. Bunda Sayın Erdoğan’ın kenevir konusunda memleketi Rize’yi özellikle işaret etmesi de şüphesiz etken oldu.

Sayın valimizin bu yıl 20 bin metrekarede ekim gerçekleşmesini bekliyoruz beyanını okuduktan sonra ben de bu 10 bin metrekareyi de ekleyerek 2019’da ilimizde 30 dönüme yakın alanda kenevir ekimin gerçekleşmesi bekleniyor diye yazmıştım.

20 yıla yakın süredir takip ettiğim, yazdığım bir konu. Temelde tohum yetersizliği ve endüstriyel üretim tarafında yasal mevzuatın gerektiği gibi düzenlenememiş ve üretim tesisleri henüz inşa edilmediğinden Sayın Cumhurbaşkanının beklediği kadar olamasa da özellikle Kendir Enstitüsünün (ASAM) sahaya inmesiyle 700 dönüme yakın arazide bu yıl ekim gerçekleştiriliyor. Ancak Rize’den dostlarımla yaptığım görüşmelerde yasal ekim izin hakkı olan ilimizde sudan nedenlerle kenevir ekiminde 2019 yılını kaçırmakta olduğumuz endişesine kapıldım.

Daha önceki fiili gözlemlerim ve yerel medyada yazan Bayram Arif Turan’ın iki haftadır üst üste Rize Tarım il müdürlüğü yetkililerine seslenen yazıları Sayın Valimize konuyu paylaşma arzumu pekiştirdi. Yazar Turan ilk yazısında “artık lahana bile yetişmeyen Rize” dedi. Sonra da İl Tarım Müdürlüğüne seslenerek, “Köylerde, mezarlarda, tarlalarımızda bitki yetişmiyor, sebze yetişmiyor, lahana bile yetişmiyor. Bu durum sizleri ilgilendirmiyor mu? Bakanlığın da işi zor be, illerde taşralarda çözüm odaklı çalışan yöneticilerin olmadığı kanaatindeyim” diye yazdı.

Sayın Valim, bilinenleri tekrarlamaya gerek yok. Günümüzde 50 bin ürünün ikamesinde kullanılabilen, toprağın vasfını artıran, çevrede yaşayanların sağlığına katkısı bilinen ve de arıcılık için fevkalade pozitif etkileri olan bir ürün kenevir. Çay öncesi Rize ekonomi sininde temel ürünü idi. Kenevir ekimi ekonomik değeri yanında feretiko, geleneksel Rize Bezi Dokumacılığı olarak yarınlara taşımamız gereken bir kültür mirası. Bu açıdan sadece İl Tarım Müdürlüğünün değil İl Kültür Müdürlüğü nünde sahip çıkması, projeler geliştirmesi gereken bir ürün.

Bu hatırlatmaya ya da bilgilendirmeye Cumhurbaşkanımızın da cesaretlendirdiği kenevir ekimi için izin başvurusunda bulunan çiftçilerimize il ve ilçelerdeki ilgililerin gereğince destek olmadığı, dahası caydırıcı tavır içinde oldukları yönünde dönüşler aldığımdan gerek duydum.

Devletten destek almadan (oysa kültür mirasımızın yarınlara taşınması için Kültür Müdürlüğü proje geliştirilmeli), kendi arazisinde yasal koşulları temin ederek, tohumu da kendisi tedarik edebilmiş girişimcilere en basitinden rutin kontroller için gerekli personelimiz yok diye olumsuz yaklaşılmamalı. Koşulları sağlayan çiftçi idarede muhatap bulabilmeli, destek alabilmeli, arıcılara öteden beri 15 köke kadar izin verilebilen kenevir ekimine uygunluğu onaylanmış, çay tarımına da zararı olmayan lokasyonlarda ekim yapacak ailelere zorluk çıkarılmaması, destek olunması için zatıalinizin desteğine belli ki ihtiyaç var Sayın Valim.

1 2 3 11