Cumhurbaşkanı çay fiyatına zam istemiyor

Rize Ticaret Borsasını ziyaret eden Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Rize Milletvekili Hayati Yazıcı, yaklaşan yaş çay sezonu öncesi Rize Ticaret Borsasının kuru çaya zam yapılması yönündeki talebine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sıcak bakılmadığını, gündemlerinde çaya zam konusunun bulunmadığını açıkladı.

Çayla İlgili Sorunlar Yazıcı’ya Anlatıldı
AK Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Rize Milletvekili Hayati Yazıcı Rize Ticaret Borsası’nı ziyaret ederek, Borsa Başkanı Mehmet Erdoğan, Meclis Başkanı Resul Okumuş, meclis üyeleri ve sektör temsilcileriyle toplantıda bir araya geldi.
Toplantıda Rize, borsa çalışmaları ve çay sektörünü hakkında bilgi veren Erdoğan, “Özellikle şehrimizin ekonomiyle ilgili tek girdisi olan çay sektörü hakkında borsamızın hazırladığı raporları takdim etmek istiyorum. Raporlarda çay sektörünün sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu sorunların çözümüne ilişkin sizlerden yardımlarınızı bekliyoruz. Sayın vekilim 2019 çay sezonunun 10 Mayıs itibariyle başlayacağını tahmin ediyoruz. Çay sektörü Temmuz ayından sonraki ekonomik bunalımdan en çok etkilenen sektörlerden biridir. Bizler çaya zam yapmayıp enflasyonla topyekûn mücadele kapsamında devletimize destek verdik. Ama en kısa zamanda sektörün bu ekonomik kötü gidişattan daha fazla etkilenmemesi için önlemler alınması gerekmektedir. Konuyla ilgili desteklerinizi bekliyoruz” dedi.

Çay İçin Üç Proje

Çay sektöründe yaşanan bu ekonomik sorunların aşılması için üç önemli projeleri olduğunu ifade eden Erdoğan, “Birincisi topraktan bardağa tüm çay sektörünü kontrol altına alacak bir Çay Kanunu’nun çıkarılması gerekmektedir. İkincisi 2019 yılında yaş çaya zam yapılmasın onun yerine 13 kuruşluk destekleme pirimi 59 kuruşa çıkarılsın. Böylelikle Çaykur’un zararı önlenmiş, özel sektörde zarar etmemiş, devletimizin üzerinden yük kalkar ve üreticinin cebine aynı para girmiş olur. Üçüncü projemiz ise çayın temel gıda statüsünde KDV oranının %1’e indirilmesidir. Bu konularda desteklerinizi bekliyoruz” dedi.
Ayrıca Erdoğan, Rizemizin çehresini değiştirecek, ilimizi cazibe merkezi haline getirecek Çay Çarşısı Projemiz Cumhurbaşkanımız tarafından onaylandı. En kısa zamanda bir imza töreniyle bunun duyurularını yapıp temel atma törenini gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu konuda projemize verdiğiniz desteklerden dolayı sizlere teşekkür ediyorum” dedi.

Çayla İlgili Her Şey Bizim İçin Önemlidir

Çayla ilgili önerileri önemsediklerini ifade eden Yazıcı, “Çay konusunda Rize Ticaret Borsası uzman bir kurumdur. Bize sunmuş olduğunuz raporları aldık. Cumhurbaşkanımıza ve ilgili kurumlara raporlarımızı ileteceğiz. Sizlerin bize sunmuş olduğunuz önerileri ilgili kurumlar nezdinde takip edeceğiz. Çaya zam talebi konusunda Cumhurbaşkanımızın mesafeli bir duruşu vardır. Çünkü Maliye Bakanımız tarafından çaya yapılacak zammın enflasyonun artışına etki edeceği bildirilmiştir. O yüzden gündemimizde çaya zam uygulaması bulunmamaktadır. Çay tabi ilimizin yegane geçim kaynağı olduğu için onunla ilgili her şey bizleri çok ilgilendiriyor. Gübre konusunda fiyatlara gelen zamla ilgili bir şey yapamadık. Çay Kanunu’na gelince Ticaret Odamızla birlikte Tarım ve Orman Bakanı’yla bir görüşme yapın ve kendisine konuyu iletin. Tabi hükümetimiz herkesin bildiği üzere ekonomide serbest piyasa modelini uygulamaktadır. Dolayısıyla çıkaracağınız kanun bu modelin ilkelerine ters düşmeyecek şekilde hazırlanmalıdır” dedi.

Seçimlerde Rizelilerden destek beklediklerini söyleyen Yazıcı, “Ülkemizde 17 yıldır tek başına bir iktidar var. Ve ülkeyi en uzun süre bir Rizeli yönetmektedir. Rizelilerden bu bilinçle seçimlerde destek istiyorum. Seçimlerden Rize’nin birinci çıkmasını istiyoruz” dedi.

ÇAYKUR’DAN VARLIK FONU AÇIKLAMASI

Türkiye Varlık Fonu’nun satışa açılmasından sonra, ÇAYKUR’un özelleştirilmesi konusunda yöre insanın tepkisi üzerine, ÇAYKUR’dan Türkiye Varlık Fonu açıklaması geldi.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklama şu şekilde:

09.07.2013 tarih ve 28702 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yatırım Fonlarına ilişkin esaslar tebliğinin bazı maddelerinde 12.03.2019 tarih 3071 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan tebliğle değişiklik yapılmıştır.

Bu tebliğin 2. maddesiyle Türkiye Varlık Fonu hakkında bir düzenlemeye gidilmiştir. Söz konusu düzenleme yatırım fonlarının kuruluş ve işleyişini düzenleyen Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliğine tabi kuruluşlara Türkiye Varlık Fonu’nun da dahil edilmesi sonucunu doğurmuştur.  

Bu değişiklik Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi’nin işleyişine dair olup, Teşekkülümüzün (ÇAYKUR) işleyişine doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca bu düzenleme doğrudan Türkiye Varlık Fonu’nu ilgilendiren özel bir değişiklik değil, bütün Fon Kuruluşlarını ilgilendiren bir durumdur.

Türkiye Varlık Fonu ülkemizin ekonomik istikrarının arttırılması ve kalkınmasına katkı sağlamak, kamuya ait olan varlıkların daha etkin ve verimli bir şekilde yönetmek, mevcut kamu varlığına değer katarak gelecek nesiller için daha güçlü bir Türkiye hazırlamak amacıyla kurulmuş bir yapıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur”.

VARLIK FONU SATIŞA AÇILDI

Resmi Gazete’de yer alan Sermaya Piyasası Kurulu tebliğiyle Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği’nde yapılan değişiklikle Türkiye Varlık Fonu, yapılan değişiklikle ‘Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği’ kapsamına alındı.

ÇAYKUR’un içinde bulunduğu Türkiye Varlık Fonu, yapılan değişiklikle Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği kapsamına alındı. Resmi Gazete’de; “9/7/2013 tarihli ve 28702 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği’nin (III-52.1) 15 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir” tebliğinde, “Kurucu ve/veya yönetici tarafından katılma paylarının fon adına alım satımı esastır. Kurucu, fonun katılma paylarını kendi portföyüne dahil edebilir ve katılma paylarının satışına başlanmadan önce kurucu ve/veya yönetici tarafından fona avans tahsis edilebilir” değişikliği yer aldı.

Sermaya Piyasası Kurulu’nun değişikliğe ilişkin tebliğinde: “Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı, ipotek finansmanı kuruluşları ve Türkiye Varlık Fonu tarafından ihraç edilen para ve sermaye piyasası araçları için bu fıkrada yer alan sınırlamalar uygulanmaz. Ancak bu bent kapsamında tek bir varlığa yapılan yatırım, fon toplam değerinin yüzde 35’ini aşamaz” değişikliği de yer aldı.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun tebliğiyle, 24. maddesine eklenen fıkrada ise; “Kurul, fon türü bazında fon portföyüne alınacak varlık ve işlemlere ilişkin olarak bu tebliğde yer alan oranlardan farklı asgari ve/veya azami oranlar belirleyebilir” ibaresi yer aldı.

Varlık Fonu hangi varlıkları teminat gösterdi?

Türkiye Varlık Fonu’nun Citigroup Inc. ve Industrial Commercial Bank of Chine Ltd’i 1 milyar Euro borç bulmak için yetkilendirdiğine dair haberlerin gerçek olup olmadığı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a soruldu.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, TBMM’ye verdiği yazılı soru önergesinde; basında Varlık Fonunun iki yabancı bankaya borçlanma yetkisi verdiği yönünde çıkan haberleri hatırlatarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

  1. Basında çıkan söz konusu haberler doğru mudur?
  2. Türkiye Varlık Fonunun döviz cinsi borçlanmaya gitmesinin nedeni nedir?
  3. 1 Milyar Euro’luk borç için teminat olarak hangi varlıklar gösterilmiştir?
  4. Hangi vade ve faiz oranlarıyla borç alınmaktadır?
  5. Alınacak bu borç hangi yatırımların finansmanında kullanılacaktır?
  6. Hazine ve Maliye Bakanlığının da Euro cinsinden tahvil borçlanmasının da söz konusu olduğu dönemde Varlık Fonunun söz konusu borçlanma hamlesi dış piyasalar açısından bir nevi crowding-out etkisi* yaratmayacak mıdır?

……………………………………..

Devletin, kamu yatırımlarının ve harcamalarının finansmanını sağlamak amacıyla iç borçlanmaya gitmesi sonucunda faiz oranlarındaki yükselişle birlikte özel sektör yatırım ve harcamalarının düşmesi sonucuna “dışlama etkisi-crowding-out” denilmektedir.

Bekaroğlu, İddaa ihalesini TBMM’ye taşıdı

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından yapılan ihaleyi kazanarak İddaa’nın sahibi oldu!

Son ikiye kalan firmalar, yöneticileri aynı zamanda futbol federasyonunun da başkan ve yöneticisi olan Inteltek-Turkcell Konsorsiyumu ile Demirören-Scientific Games grupları olurken, ihaleyi alan firmanın sahibinin Federasyon Başkanı olması, ‘çıkar çatışması’ iddiasını gündeme getirdi.

Bu gruplardan birinde Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in, diğerinde de Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Terzioğlu’nun ortak veya yönetici konumunda görev ifa ettiği iddiaları TBMM’ye taşındı.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, TBMM’ye konuyla ilgili soru önergesi verirken, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’ndan aşağıdaki sorularına yanıt istedi:

  1. Basında çıkan söz konusu haberler doğru mudur?
  2. Söz konusu ihale sonuçlanmış mıdır?
  3. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesinin bilfiil görev yaptığı veya ortak olduğu firmaların söz konusu ihaleye katılmalarını yasal veya etik açıdan uygun buluyor musunuz?
  4. Söz konusu durumu uygun bulmuyor iseniz; Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi hakkında herhangi bir tedbir uygulanması düşünülmekte midir?

KGF’nin ‘bankaları oyaladığı’ iddiaları Meclis gündeminde

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’tan sorularına cevap istedi.

Bakan Albayrak’a, bankaların Kredi Garanti Fonu (KGF) garantisindeki batık kredilerinin tahsil edilemediğine ve KGF’nin bankalara para ödememek için bahaneler uydurduğuna ve eksik evrak gerekçesiyle ödeme sürecini uzattığına yönelik haberleri soran Bekaroğlu, TBMM’ye verdiği soru önergesiyle şu sorulara cevap arıyor:

  1. Basında çıkan söz konusu haberler doğru mudur?
  2. 2017 yılı başından itibaren KGF garantörlüğünde kamu-özel tüm bankalar tarafından açılan kredilerden 31.01.2019 tarihi itibarıyla bankalara ödenmeyen tutar ne kadardır? Bu tutar, bu yöntemle açılan toplam kredi tutarının ne kadarını kapsamaktadır? Kredi batık oranı kaçtır?
  3. KGF kefaletli kredi risk bakiyesi 31.01.2019 tarihi itibarıyla ne kadar tutara ulaşmıştır?
  4. Bankaların KGF garantörlüğünde üçüncü şahıs ve firmalara vermiş bulunduğu kredilerden ödenmeyen tutarları yeniden yapılandırma kapsamında değerlendirmeden direkt olarak KGF’den tahsil etme yöntemini tercih etmelerinin nedeni nedir?
  5. Bu durumun ekonomik göstergelerdeki bozukluk, daralma ve gelecek beklentilerindeki karamsarlıkla ilgisi var mıdır?
  6. Bankaların bu tavrına karşılık tarafınızca ne tür önlemler alınması düşünülmektedir?

Çayın bekası kaliteye bağlı

ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim, Türk çayının Gürcistan örneğinde olduğu gibi yok olmaması için kaliteye önem vermeleri gerektiğini söyledi.

Öz Gıda-İş Sendikası Doğu Karadeniz Rize Şube Başkanlığının düzenlediği Eksperler Çalıştayının 6’ncısı ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim’in katılımıyla ÇAYKUR Ardeşen Çay Fabrikasında yapıldı.

ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim, toplantıda yaptığı konuşmada, çayın devamını sağlamak ve gelecek nesillere daha iyi bir gelecek bırakmak için çayın kalitesine önem vermeleri gerektiğini belirterek, “Burada toplanma amacımız çayımız. Öncelikle böyle bir çalışma yaptıkları için sendika başkanımıza ve yöneticilerine teşekkür ediyorum. Çayın kalitesi öncelikle bahçede başlıyor. Kalitenin bozulmasında yabancı işçilerin çayı toplaması ve derinden toplamanın büyük payı var. Burada en iyi karar vericiler, çayın alımında dikkatli bakacak kişiler eksperlerimiz yani sizlersiniz. Bu konuda vatandaşımızla yüz yüze kalan eksper arkadaşlarımız olduğu için zor ve ağır bir göreviniz var. Gürcistan örneğinde olduğu gibi sektörün bitmesini istemiyorsak kaliteye yönelmemiz gerekiyor. Yaptığımız mesleklerin yanı sıra hepimiz aynı zamanda üreticiyiz. Bu sene yeni beyaz bir sayfa açarak artık bir yerden başlamamız gerekiyor. Gelecek nesillere daha iyi bir gelecek bırakmak için de bunu yapmamız şart.” dedi.

“Çayımıza hep birlikte sahip çıkacağız”

Çayın kalitesinin artırılması konusunda sorumluluğun sadece eksperlerde olmadığını belirten ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Alim, “Buradaki sorumluluk sadece çay eksperlerimizde değildir. Fabrika müdürlerimiz, müdür yardımcılarımız, kısım müdürlerimiz yani idari ve teknik anlamda hepimize görev düşüyor. Tek derdimiz var; çayımız. Sahip çıkarsak devam edecek, sahip çıkmazsak komşu ülkelerde olduğu gibi yok olacaktır. Bunun sonunda zararını yine bizler çekeceğiz. Hem üretici hem tüketici hem de çalışanın aynı kişiler olduğu böylesine iç içe geçmiş bir sektör hiçbir yerde yok. Bu değerimize hep birlikte sahip çıkacağız” diye konuştu.

Karadağ: Geçim kaynağımız çaydır

Öz Gıda-İş Sendikası Doğu Karadeniz Rize Şube Başkanı Sultan Murat Karadağ, çayın bölgenin geçim kaynağı olduğunu belirterek, “Çay olmadığı zaman ne ÇAYKUR olur ne de yörede geçim kaynağı kalır. Çayda kalite konusu tarlada başlayıp ürün çıkana kadar devam eden sürecin tamamını kapsamaktadır. Üretici ile diyalog halinde olan kişiler de alım yeri personelidir. Çayın kalitesinin bozulması sadece eksperlerin çay alım şeklinden kaynaklanmamaktadır. Bu konuda birçok değişik etken vardır. Bunun en büyük nedenlerinden biri de yabancı işçilerin çayı toplama şeklidir. Kalite ilk olarak tarlada başlamaktadır. Çayın ilk geldiği ve kabul edildiği yer alım yeri olduğu için alım yeri personeline bu konuda zor ve önemli görev düşmektedir. Çay bizim ortak noktamızdır. Sizlerin temsilcisi olarak biz sendika, diğer tarafta Genel Müdürlük olarak ÇAYKUR, çay için hepimizin elimizi taşın altına sokmamız gerekiyor.” dedi.

“Çay eksperleri ile ilgili güzel düşünce ve planlarımız var”

Çay eksperleri ve alım yeri ekipleri ile ilgili güzel düşünce ve planlarının olduğunu belirten Karadağ, “İki üç yıl önce budama projesinde çay eksperlerinin çalışması için Genel Müdürlüğe öneride bulunduk ve Bakanlıktan da böyle bir yazı çıkarttık sendika olarak. Sendikamız döneminde ilk defa alım yeri personellerine yol parasını iki kata çıkaran madde koydurduk. Alım yeri şartlarının yetersiz olduğu hepimizin malumudur. Bu konuda da Genel Müdür beyle devamlı görüşüyoruz ve olumlu görüşler var. Geçtiğimiz yıl tüm çalışanlarımızın 180 gün çalıştırılması ile ilgili protokol imzaladık. Bu gelişmeler olurken tabi bunun altında bazı eksikler olabilir. Sendikacılığın ÇAYKUR’a geldiği günden bu yana yani 50 yıldır olan maddeler vardır. Bu maddelere göre işçinin çalıştırılıp çalıştırılmaması ÇAYKUR’un elindedir. Cezalar ile ilgili olan bu maddelerin tamamı 50 yıldır ÇAYKUR da olan maddelerdir. Eksperler çay sezonunun bitimine kadar çalıştığı için bunlar daha önce devreye koyulmamıştı. Sözleşmeden bir maddenin kaldırılması için masaya oturan Kamu-Sen, ÇAYKUR ve Sendikamızın ortak mutabakatı gerekmektedir. Bu maddenin kaldırılmasını istedik ama ortak mutabakata varamadık. Bu yıl yapacağımız sözleşme görüşmelerinde belli oranda cezanın muaf tutulması için önerimiz olacak” ifadelerini kullandı.

Genel konuşmaların ardından Çalıştay şeklinde devam eden toplantı, toplu fotoğraf çekiminin ardında sona erdi.

Toplantıya ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim, Genel Müdür Yardımcısı Turgay Turna, Ardeşen Çay Fabrikası Müdürü Mahmut Akbak, Işıklı Çay Fabrikası Müdürü Kemal Biberoğlu, Ardeşen Çay Fabrikası Müdür Yardımcısı Güray Kıvrak, Tarım Kısım Müdürü İbrahim Terzioğlu, İşletme Kısım Müdürü Nihat Yaylacı, Işıklı Çay Fabrikası Müdür Yardımcısı Hasan Yener, Öz Gıda-İş Sendikası adına Öz Gıda-İş Sendikası Doğu Karadeniz Rize Şube Başkanı Sultan Murat Karadağ, Şube Başkan Yardımcıları Orhan Topaloğlu, Hasan Fehmi Bursalı, Şube Kadın Komitesi Başkanı Dilek Kansız, ÇAYKUR Ardeşen ve Işıklı Çay Fabrikaları İşyeri Sendika Temsilcileri ve bu fabrikaların eksperleri katıldı.

Çaykur işçileri için önerge: İşçiyi ekmekle korkutmayın!

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Çaykur’da çalışan geçici mevsimlik işçilerin sorunlarını Meclis gündemine getirdi.

TBMM’ye konuyla ilgili olarak yazılı soru önergesi veren Bekaroğlu, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’tan yönelttiği sorulara cevap istedi.

Geçici işçilerin 9 ay 29 güne kadar çalıştırılabilmesine olanak sağlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ardından Çaykur ile Öz Gıda İş Sendikası arasında imzalanan protokol ile Çaykur işçilerinin yıllık azami çalışma süresi 5 ay 29 güne çıkarılmıştı. Bu kapsamda Çaykur’daki 9 bin 500 işçiden bin 50’si için 5 ay 29 gün çalışabileceklerine idare tarafından karar verilmiş, geri kalan yaklaşık 8500 işçi için fiili çalışma üresinde herhangi bir değişiklik olmamıştı. Çaykur ile Öz Gıda arasında imzalanan protokolde; 180 güne kadar çalıştırılabilecek işçilerin seçiminde “Verilen işi layıkıyla yapmak ve hizmetinden yeterince yararlanılmak” gibi sübjektif değerlendirmeye açık bir de kriter bulunmaktaydı.

Bekaroğlu, Çaykur’da 9 bin 500 geçici mevsimlik işçi çalıştığını hatırlatarak, çalışma süresi 180 güne çıkarılmayan 8 bin 500 işçinin verilen işi layıkıyla yapmadıkları ya da hizmetinden yeterince yararlanılamadığı için mi 180 gün çalıştırılmadığını sordu.

BEKLENTİ KAĞIT ÜZERİNDE ÇALIŞMA GÜN SAYISINI ARTIRMAK DEĞİL, KADRO!

Çaykur işçisinin beklentisinin, kağıt üzerinde çalışma gün sayısının artırılması olmadığını belirten Bekaroğlu, geçici işçilerin daimi kadroya alınmasını, bu gerçekleşene kadar fiili çalışma süresinin ayrımsız tüm işçiler için artırılmasını istedi.

Ülkemizde 12 ay çalışan daimi işçilerin bile geçinmekte güçlük çektiği bir ortamda mevsimlik işçilerin geçim sıkıntısının çok daha fazla olduğu belirtilen önergede Bekaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Daimi kadroya alınmayan, çalıştıkları süre sonunda iş akitleri feshedilmediği için başka bir sigortalı işte çalışamayan, bu yüzden emeklilik için yeterli çalışma ve prim gün ödeme şartını sağlaması nerede ise imkansız olan ve işsiz sayılmadıkları için işsizlik maaşından da yararlanamayan geçici mevsimlik işçilerin sürekli kadroya geçişlerinin sağlanması Çaykur işçilerinin beklentisidir.”

İŞÇİYİ EKMEKLE KORKUTMAYIN, İNSANLIK ONURU İLE BAĞDAŞIR ŞEKİLDE DAVRANIN

Öte yandan, 2018 yılının Ekim ayında kısa süreliğine Çaykur Genel Müdürlüğüne ikinci kez getirilen Ekrem Yüce’nin, kendi tüketeceği yıllık kuru çayı peşin olarak almaları koşuluyla bin 500 işçinin sözleşmeli olarak 12 ay çalıştırılacağına yönelik düşüncesini sert sözlerle eleştiren Bekaroğlu, Çalışma Bakanı Selçuk’a, bu istihdam anlayışının işçiyi ekmekle korkutmak anlamına geldiğini, insanlık onuru ile bağdaşmadığını ve insan hakları ile çeliştiğini belirterek, bu düşüncenin geçerliliğini koruyup korumadığını ve mevzuata uygun olup olmadığını sordu.

Bekaroğlu’nun Bakan Selçuk’tan cevaplarını istediği sorular şöyle:

1. ÇAYKUR’da 9500 mevsimlik işçi çalışmakta iken çalışma süresi 5 ay 29 güne yükseltilenlerin sayısı neden 1050 ile sınırlı tutulmuştur? Bu 1050 işçinin seçiminde objektif kriterler uygulanmış mıdır?

2. İşçiyi ekmekle korkutmak yerine insan onuruna yakışır şekilde çalışabilmesi için daimi kadro ve özlük haklarını vermeyi düşünüyor musunuz? ÇAYKUR’da çalışan geçici mevsimlik işçilerin tamamının, taşeron düzenlemesinde olduğu gibi daimi kadroya alınması için bir çalışmanız var mıdır?

3. Daimi kadroya geçiş sağlanana kadar fiili çalışma gün sayısını artırmayı düşünüyor musunuz?

4. Sözleşmeli olarak 12 ay çalıştırılacak işçilere ‘kuru çayı peşin olarak zorla satma’ fikri geçerliliğini korumakta mıdır? Bu şekilde işçi çalıştırılması merî mevzuata uygun mudur?

Eletrik üretimi artarken tüketim düşüyor!

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın önceki gün yaptığı twitter paylaşımı tartışma yarattı. Bakan Albayrak, elektrik üretiminin arttığını rakamlarla ortaya koyarken, aynı tarihte Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi’nin (EPİAŞ) gerçek zamanlı tüketim verilerine göre elektrik tüketiminin yılın ilk ayı yüzde 2,2 gerilediği ortaya çıktı.

Ekonominin göstergesi niteliğinde olan elektrik tüketim rakamlarının ekonomik daralmaya işaret ettiği belirtilirken, Bakan Albayrak’ın üretim rakamı paylaşması tipik bir ‘cambaza bak’ hareketi olarak yorumlandı.

EPİAŞ’ın verilerine göre; 2018 yılında Türkiye elektrik tüketimi bir önceki yıla oranla sadece binde 8 artış göstererek 292 milyar 169 milyon 82 bin kilovatsaat oldu. Tüketim artışı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,5 olmuş ve 289 milyar 979 milyon 557 bin kilovatsaat olarak gerçekleşmişti. Yılın ilk ayında elektrik tüketimi yüzde 2,2 gerileyerek 25 milyar 368 milyon 705 bin kilovatsaat oldu.

Ekonomi çevrelerinde daralmanın açık göstergesi olduğu belirtilen elektrik tüketimindeki düşüşün nedeni Meclis gündemine geldi. Bakan Albayrak’ın cevaplaması istemiyle yazılı soru önergesi veren CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, “EPİAŞ’ın verilerinin doğru olup olmadığı, elektrik tüketimindeki düşüşün nedeni, bu durumun ekonomide başlayan daralmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, Enerji Bakanlığı planlamalarına göre elektrik tüketiminin 2023 yılına kadar yıllık yüzde 4,8 artması planlanmışken, tüketimindeki düşüşün sektörde yaratacağı olumsuz sonuçlara karşı ne gibi tedbirler alındığı, mevcut kapasite artırımı ve yeni yatırımların gerçekleşmesi halinde htimal dahilinde bulunan arz fazlalığının ne şekilde değerlendirileceği” sorularına yanıt istedi.

DOĞALGAZ FATURALARINIZI AZALTMANIN YOLLARI

Makine Mühendisleri Odası Rize İl Temsilciliği Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Metin BIÇAKÇI, doğalgaz kullanılan evlerdeki tasarruf önlemleri ile ilgili bilgiler verdi.

 

BIÇAKÇI, Kokusuz, temiz ve çevreci bir gaz olmasının yanı sıra ekonomik yakıt olan doğalgaz’ın verimli kullanılması için vatandaşları yapılması gerekenler konusunda bilgilendirdi. BIÇAKÇI, “Binanızın ısı yalıtımını yaptırarak ısı kaybını önleyebilir, verimli ısıtma cihazları, uygun tesisat ve tasarruf ekipmanları kullanarak iklim şartlarına bağlı olarak yüzde 50’ye varan oranlarda doğalgaz tasarrufu sağlayabilirsiniz.” dedi.

 

Isı doğası gereği sürekli hareket halindedir. Yüksek sıcaklık sürekli düşük sıcaklık bölgesine doğru hareket eder. Dolayısıyla arada bir sıcaklık farkı oluşur. İşte aradaki bu sıcaklık farkını dengelemek için yani ısı akışını yavaşlatmak için yapılan işlem ısı yalıtımı işlemidir. Mantolama, ancak doğru ve düzenli bir biçimde yapıldığı zaman tam verim alınabilir. Isı yalıtımının uzman, konusunda deneyimli ve yetkili firmalara standartlara uygun malzeme kullanılarak yaptırılması gerektiğine işaret eden BIÇAKÇI, “Isı yalıtım levhası üzerinde ayrıca donatı filesi ve dış cephe kaplama astarı bulunuyor. Bu elemanlar, dış cephenin levha ile bağlantısı açısından çok önemlidir. Bağlantının tam olarak sağlanabilmesi adına kullanılan elemanların kalitesi de önemlidir özellikle eski binalarda yalıtım malzemesini dubel yada uygun yöntem ile doğru ve sağlam bir şekilde tutturulması ve işçiliğe önem verilmesi gerekir. Yapıştırma harcı sürülürken yapıştırıcının ısı yalıtım levhası üzerinde ne kadar yer kapladığı da çok önemlidir. Yapıştırma harcı, ısı yalıtım levhası üzerinde en az % 40-45’lik bir alana sahip olmalıdır. ” dedi.

 

BIÇAKÇI, “Isı yalıtımını dış mekanda yaparak kiriş ve kolonların da izole edilmesi sağlanmalıdır. İçeriden yapılan yalıtımlarda bütün olarak yalıtım yapılamadığından ısı köprüsü oluşur. Bu durum binamız için tehlikelidir. Demir ve betonun ömrünü azaltır. Isı yalıtımı kışın soğuktan koruduğu gibi yazında sıcaktan koruyacaktır. Yönetmeliklere uygun olarak yapılan ısı yalıtımı, ısınma veya serinleme amacıyla yaptığımız harcamalardan ortalama %  50 ye varabilecek tasarruf ederek yazın serin kalmaya kışın daha iyi ısınmaya imkan sağlayabilir. Dengeli oda sıcaklıkları yaratarak konforlu ve sağlıklı mekanlar oluşturulmasını sağlar. Evlerde küflenme, siyah leke ve mantar oluşmasına neden olan terlemeyi önler. Isı yalıtımıyla ayrıca yakıt tüketimi ve dolayısıyla atık gazlar azaltılarak çevrenin korunmasına da katkıda bulunuluyor”. dedi

 

Cihaz seçiminde yaygın servis, yedek parça ve verimliliğe dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren BIÇAKÇI, bireysel ısıtma sisteminde seçilecek kombinin dairelerde yoğuşmalı olarak tercih edilmesi ile minimum yüzde 10 tasarruf edilebileceğine değinerek şöyle dedi :

 

“Yoğuşmalı kombi kullanımı ile bir yandan yakıt tasarrufu sağlarken diğer yandan da çevreyi , daha fazla kirletmemiş oluruz. Konumu ne olursa olsun her türlü mekana yoğuşmalı kombiyi tavsiye ediyoruz. ‘Evimiz küçük veya petek sayımız az; yoğuşmalı kombi gerekmez’ söylevi çok doğru bir söylev değildir. Yoğuşmalı cihazlardaki verimin nedenini basite indirgeyerek açıklarsak; kalorifer dönüş suyunu bacadan geçirerek ön ısıtma yaptığımızı düşünebiliriz. Ortaya çıkan suyun sebebi ise doymuş su buharının kendisinden daha soğuk bir ortama girdiğinde suya dönüşmesidir.

 

Kombilerimizin bakımını konusunda uzman yetkili servislere yaptırarak, radyatörleri 3 yılda 1 kez en azından temizlettirerek tasarruf sağlayabiliriz. Bilhassa kullanım suyu eşanjöründeki kireçlenme ısı transferini azaltır, eşanjörü temizleterek bu duruma engel olabiliriz” diye konuştu.

 

MUTLAKA BİNANIN YALITIMLI OLMASINA DİKKAT EDELİM

 

Yalıtımı tekniğine uygun yapılmayan kötü inşa edilmiş bir binada; Çatı yalıtımı ile % 25, dış duvar yalıtımı ile % 30, kapı ve pencerelerin yalıtımı ile % 25, sızdırmazlık önlemleri ile de % 15 oranında tasarruf sağlanabilecektir. Bilindiği gibi binalar pencereler, dış duvarlar, merdiven, ev duvarları, tavanlar, ısıtılmayan hacimler üzerindeki döşemeler, zemine oturan döşemeler ve açık geçitler üzerindeki döşemelerden ısı kaybetmekte ve bu yüzden binaların yakıt faturaları yüksek gelmektedir. Nasıl ki bir cihaz alırken satıcıdan cihaz ile ilgili garanti ve kalite belgesi isteniyorsa, artık bizler de bir bina alırken veya kiralarken o binada ısı yalıtımı projesinin uygulanıp uygulanmadığını ve yıllık yakıt tüketimini soracak ve yakıt tüketimi az binaları tercih edeceğiz.

 

ODA SICAKLIĞINDAKİ 1 ° C FARK, % 5-6  ORANINDA TASARRUF SAĞLAR

Verimli kullanımda oda sıcaklığının 19 derece olduğunu ve 1 derecelik farkın yakıt tüketiminde %  5 ila 6 oranında tasarruf sağladığına işaret eden BIÇAKÇI, “Termostatınızı, bir günden fazla evden uzak kalacaksanız, kapatınız. Sıcaklığın içeride kalması için geceleri perdelerinizin örtülü olması büyük enerji tasarrufu sağlar. Pencerelerinizden güneş çekildiği zaman perdelerinizi kapatınız. Soğuk havalarda sıcaklığı içeride tutmak için duvar veya pencere klimalarının dış havayla temas eden bölgelerini engelleyiniz. Tüm ısı kayıplarının % 15’i yeniden ısıtılmak zorunda olan hava hareketlerinden dolayı gerçekleşir. Fakat bacalı veya bacasız tipte doğalgaz cihazlarının bulunduğu ortamlarda bulunması zorunlu olan 100 santimetrekare net geçişli havalandırma menfezini kesinlikle kapatmayınız. Radyatörleri mobilya ve benzeri eşyalar veya perdeler ile engellemeyiniz, kapatmayınız. Radyatörler örtülürse % 15 yakıt tüketimi artar. Bacalı cihazları dolapların içerisine yerleştirmeyiniz. Bu durum cihazların ortamdan yanma havası almasını engeller ve yanma verimi düşer.” uyarısını yaptı.

 

Tasarruf için bireysel sistemlerde oda termostatı, termostatik vana gibi ekipmanları, merkezi sistemlerde kalorimetre, pay ölçer gibi ısı ölçüm cihazları ve termostatik vana kullanılması gerektiğini ifade eden BIÇAKÇI, “Merkezi sistemlerde kalorimetre ve pay ölçer 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunun 7. maddesi gereği 2 Mayıs 2012 tarihi itibari ile zorunlu hale gelmiştir. Isı ölçüm cihazları ile adaletli ödeme ve ısı tasarrufu sağlanır. Merkezi sistem binalarda, tesisat mobil sistem ise kalorimetre, çok kolonlu sistem ise ısı pay ölçer cihazları mutlaka kullanılmalıdır”

 

Doğalgaz tüketim cihazı ve yeni bir su ısıtıcısı satın alırken verimi yüksek olanın tercih edilmesi gerektiğini kaydeden BIÇAKÇI, “Pişirme ocağını ısınma amaçlı kullanmayınız. Bulunduğunuz ortamın konfor şartlarına uygun olarak ısınma cihazını ayarlayınız. Sıcak su termostatınızı isteğinize bağlı olarak 45-55 °C arasında ayarlayınız. Aşırı sıcak su sadece fazla enerji tüketmez aynı zamanda insan cildi için yanık tehlikesi oluşturur. Bu nedenle de sağlıksızdır. Su ısıtma kontrol vanasını ‘pilot’ konumuna getiriniz, eğer evden bir hafta veya daha fazla uzak kalacaksanız kapatınız. Elle bulaşık yıkarken soğuk su ile durulama yapınız, bulaşık makinesinde yıkama yapıyorsanız makineyi tam dolu olarak çalıştırınız. Dış ortamda bulunan Sıva üstünden döşenmiş sıcak su borularının yalıtımını yapınız.” şeklinde tavsiyelerde bulundu.

1 2 3 9