Çayda Vahşi Kapitalizm Uygulanıyor

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, çayda vahşi kapitalizm uygulandığını, çay üreticilerinin alın terinin karşılığını alamadığını, bu şekilde emeğinin sömürüldüğünü belirterek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevaplaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi.

Önergede, 1984 yılında çay sektörünün özele açıldığını hatırlatan Bekaroğlu, bu tarihten itibaren Kamu İktisadi Teşekkülü olan Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) ile birlikte faaliyet göstermeye başlayan özel çay şirketlerinin birçoğunun, Doğu Karadeniz Bölgesinde çay tarımı ile geçimini temin eden yaklaşık 210 bin aileye; alın terinin karşılığını vermek yerine, düşük fiyatla yaş çayı almak, alacaklarını geç ödemek gibi yöntemlerle mağduriyet yaşattığını ifade etti.

VAHŞİ KAPİTALİZMİN KURALLARI İŞLİYOR

Doğu Karadeniz Bölgesindeki büyük bir nüfusu ilgilendiren çay sektörünün, üreticiyi koruyan bir yasasının olmayışı nedeniyle ‘vahşi kapitalizm’ kurallarının işlemekte olduğunu belirten Bekaroğlu, “Çay üreticileri, denetimsiz serbest piyasa koşulları altında ezilmekte, emeği ve alın teri sömürülmektedir. ” dedi.

YAŞ ÇAYIN YARISI DEVLETİ İLGİLENDİRMİYOR MU?

2019 yılı yaş çay kampanyasının devam ettiği bu günlerde; özel sektör firmalarının 16.05.2019 tarihinde Rize’de Bakan Pakdemirli tarafından açıklanan ÇAYKUR’un alım fiyatı olan 2,90 TL’nin yarı fiyatına yaş çayı üreticiden almakta olduğunu, 1 yıl vadeli ödeme yapacağını duyurduğunu hatırlatan Bekaroğlu, “Bugün özel sektörün alım fiyatı 1,80 TL’ye kadar düşmüştür. ÇAYKUR’un kontenjan uygulaması devam ettikçe özel sektör yaş çay fiyatını daha da düşürmektedir. Çayını bekletme imkânı olmayan üreticileri, özel sektörün bu fırsatçılığı karşısında koruyan bir mekanizma bulunmamaktadır. 2010 yılında günlük 6.735 ton olan ÇAYKUR’un yaş çay işleme kapasitesi yıllar itibariyle artarak bugün 9.085 ton’a yükselmiş olmasına karşın, yaş çay alım oranlarına bakıldığında ÇAYKUR’un artan kapasitesi oranında yaş çay alımını artırmadığı, yaş çay sezonunun başlamasıyla birlikte kontenjan getirerek üreticiyi özel sektörün insafına terk ettiği görülmektedir. 2018 yılında ÇAYKUR 732.535 ton, özel sektör toplamı ise 741.692 ton yaş çay alımı gerçekleştirmiştir.” dedi.

ÇAYKUR’un kapasitesini tam olarak kullanmamak için günlük kontenjan uygulaması yaptığı, daha fazla çay alma imkânı olmasına rağmen bunu yapmayarak üreticiyi özel sektöre mahkûm bıraktığı şeklindeki haberlerin emeği sömürülen bölge halkını ayrıca rahatsız ettiğini kaydeden CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, “Bölgedeki 1 milyon nüfusun geçim kaynağı durumundaki çayın diğer %50’si ile devletin ilgilenmediği düşünülmektedir.” diyerek Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

  1. ÇAYKUR günlük 9.085 ton olan yaş çay işleme kapasitesinin ne kadarını kullanmaktadır?
  2. ÇAYKUR 2010 yılından bu yana kapasitesini %35 oranında artırdığı halde yaş çay alım miktarı neden aynı oranda artmamaktadır?
  3. 16 Mayıs 2019’da Rize’de açıkladığınız 2,90 TL fiyat, yaş çayın %50’sini alan ÇAYKUR’un alım fiyatıdır. Özel sektörün fırsatçı yaklaşımı ile elinde bekletme imkanı olmadığı için yarı fiyatına yaş çayı elinden alınan üreticinin mağduriyetini önlemek için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz? Açıklanan yaş çay alım fiyatının altına düşülmemesi için önlem alacak mısınız?
  4. Çay üreticilerinin hakkını koruyan, emeğinin karşılığını alabilmesini sağlayacak yasal düzenleme ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konudaki çalışmalar ne durumdadır?

Çay üreticisi ‘Özel’ soyuluyor!

Artvin, Rize, Trabzon çay bölgesi ziraat odalarının başkanları 2019 yaş çay sezonunda yaşanan özel sektör uygulamalarına tepki göstererek, “Bölge ziraat odaları olarak, “devletçi bir anlayışla üretimi teşvik etmekteyiz” dediler.

Yapılan ortak yazılı basın açıklamasında Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin 16 Mayıs tarihinde Rize’de yaş çay alım fiyatını 3,03 TL olarak açıkladığının altı çizilerek, “Açıklanan çay fiyatlarındaki artış yüzde 25 olurken buna karşılık gübre fiyatlarında yüzde 100 artış, işçilik ise yüzde 50 artmış durumdadır. Dünya çay üretiminde beşinci, tüketimde ise kişi başına 4 kg ile birinci olduğumuz bir ürün bile üreticisini memnun etmemektedir. Yıllardır beklenen çay kanununun çıkmamış olması, taban fiyat uygulamasına geçilememesi ile birlikte %51’inin özelleştiği çay sektörü uygulamaları çay üreticisini ciddi mağdur etmektedir. Devletimizin açıkladığı 3,03 tl fiyata rağmen özel sektörün 1,80 tl gibi rakamdan veya bir yıl vadeli çay alması bu ekonomik koşullarda çay üreticimizi sömürmek ve köle anlayışı ile çalıştırmaktır. Özel sektörün çay üretimine dahil olduğu günden beri, çay üreticimizin özel sektöre verdiği iyi niyet kredisi artık tükenmiştir. Biz Ziraat Odaları olarak devletçi bir anlayış ile üretimi teşvik etmekteyiz. Devletimizin de çay üreticimizi özel sektörün acımasız uygulamalarına terk etmemesi, sabah şafakta, yağmurun altında çay üreten üreticimize sahip çıkması gerekmektedir.” denildi.

Yazılı açıklamada, çay bölgesi ziraat odalarının talepleri 5 maddede sıralandı:

1. Ziraat Odaları olarak daima Devletin yanında olup, geçmişte olduğu gibi bugünde Çaykur’a desteğimiz devam etmektedir.

2. Sektörde düzenin sağlanması için yaş Çay üreticisini ve Çaykur’u koruyan, ülkeye kayıt dışı çay girişini önleyen ve taban fiyat uygulamasına geçilerek, taban fiyatın altında
çay alınamayan bir çay piyasası istiyoruz.

3. Ülke yaş çay üretiminin tamamı Çaykur tarafından alınmalı, özel sektör
ihtiyacını Çaykur’dan temin etmelidir.

4. Bölgemizin sigortası Çay ve Çaykur’dur. Asla özelleştirilmemelidir.

5. Yaş çay üretiminde valiliklerce oluşturulan komisyonlarda 27593 sayılı tarımda iş aracılığı yönetmeliğinin aracı belgesi 7. maddesi belirlenen tarımda işçi maliyetleri tavsiye kararları bütün bölge yöneticileri ve yaş çay üreticilerinin uyması önem arz etmektedir.Üreticimizin göz bebeği olan Çaykur’un çay kotalarını arttırarak alım garantisi ile alım yapması, yaş çay üreticilerimizin de önceliğini Çaykur’a vermesi ekonomik olarak içinde bulunduğumuz bu zor dönemde, çay üreticimizi bir nebze de olsa rahatlatacaktır.

Rize’de teknokent kuruluyor

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Teknokent kurma çalışmalarının Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla resmi sürecinin tamamlandığını söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, “Üniversitemiz ile Türk- Alman Üniversitesinin ortak yürüttüğü Teknokent kurma çalışmaları yaklaşık bir yıl önce başladı ve bugün itibarı ile Resmi Gazete’de ‘Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’ yayınlanarak resmen süreç tamamlanmış oldu.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan söz konusu kararın 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 4. maddesi gereğince verildiğini anımsatan Rektör Karaman, hem Rize hem de İstanbul’da teknokent kuracaklarını kaydederek, “Aynı anda iki farklı ilde kurulacak olan Teknokentlerden bir tanesi Üniversitemiz Zihni Derin Yerleşkesi üzerindeki 3506 m2lik bir alanda, diğeri ise İstanbul Çekmeköy’de bulunan 40.382 m2lik bir alanda kurulacak. Tek şirket çatısı altında faaliyet gösterecek olan Teknokentimizin aynı anda iki farklı şubesi olmuş olacak. İlimizin ve ülkemizin kalkınmasında çok büyük katkıları olacağını düşündüğümüz Teknokentin bundan sonraki sürecinde ise öncelikli olarak yönetici şirketin kurulmasının hemen akabinde TGB alanı olarak ilan ettiğimiz 2 alanda da hızla inşaat çalışmalarına başlamak ve bir an önce üniversitemiz, ilimiz ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmasını sağlamak olacaktır. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Türk Alman Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı ve Türk Alman Üniversitesi Geliştirme Vakfı birlikteliğinde temeli atılan Teknokentimiz ile ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünü artıracak teknolojileri geliştiren ve üreten şirketlere, araştırmacılara ve akademisyenlere modern alt ve üst yapı imkânları sunulacak. Belirlenen söz konusu alanlarda Ar-Ge merkezleri, bilim ve teknoloji alanında çalışmalar yapan şirketler ve geliştirilen teknolojilerin uygulanabilirliğini onaylamak üzere farklı sektörlerden teşebbüsler bulunacak.“ dedi.

rteu-rektoru-huseyin-karaman.jpg
RTEÜ Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Karaman

Teknokent kurma çalışmalarına desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere diğer ilgililere şükran ve teşekkürlerini ileten Rektör Karaman, “Üniversitemiz ile Türk –Alman Üniversitesinin ortak Teknokent kurma çalışmalarına başından beri destek veren başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’a, Üniversitemiz Geliştirme Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Nusret Bayraktar’a, Türk- Alman Üniversitesi Geliştirme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Sayın Wolfgang Schuster ile Türk Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Halil Akkanat’a ve bu süreçte katkısı olan herkese teşekkür eder, şükranlarımızı sunarız. Bugün itibarı ile ilan edilmiş olan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesinin özelde her iki üniversitemize genelde ise İllerimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Öğretmene saldırıya protesto

Çankırı’da bir ortaokul öğretmeni M.S’nin öğrenci velisi tarafından sınıftan çıkarılarak darp edilmesini protesto etmek için Türk Eğitim Sen Rize Şubesi bugün bir basın açıklaması yapacak, sendika üyesi öğretmenler de öğleden sonra derslere girmeyecek.

Son zamanlarda öğretmenlere karşı yaşanan şiddet olaylarından biri Çankırı’da da yaşandı. İsmet İnönü Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan M.S, öğrencisinin velisi H.A. tarafından sınıftan çıkarılarak acımasızca darp edildi.

Sendikadan konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

Görülmektedir ki, sıkça yaşanan bu saldırılardan sonra ilgili makamlar tarafından gerekli tedbirler alınmamaktadır. Bu şekilde devam ettiği sürece ileride her öğretmenin böyle bir saldırıya muhatap olmayacağının garantisi yoktur.

Öğretmenlerimizin motivasyonuna, itibarına ve hatta canına kast eden şiddet olayları, eğitim öğretim faaliyetlerinin önündeki en büyük engeldir. Eğitim çalışanları, veli, öğrenci gibi birçok kesim tarafından
rahatlıkla hedef alınabilmekte ve bunlara karşın öğretmenlerimiz mağduriyet yaşamaktadırlar. Bu menfur saldırıda mağdur olan öğretmenimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Öğretmenimize sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır. Bu bilinçle öğretmenimizin şahsında, tüm eğitim camiamıza yapılan bu çirkin saldırıyı kınıyoruz. Çankırı’da yaşanan bu alçakça şiddet olayına Türk Eğitim-Sen olarak sessiz kalmamız mümkün değildir. Türk Eğitim-Sen genel merkezinin almış olduğu karar doğrultusunda bugün öğle arası basın açıklaması ve öğleden sonra da derslere girmeme eylemi yapıyoruz.

Türk Eğitim-Sen
Rize Şube Yönetim Kurulu

Yoksulun sırtından doyan doyana

ÖZEL SEKTÖRÜN YAŞ ÇAY ALIM POLİTİKASINA SERT TEPKİ

Rize’nin Fındıklı İlçesi Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Özsoy, bazı özel sektör firmalarının, Çaykur’un alım fiyatı olan 2,90 lira’nın altında fiyatla yaş çay satın almasına tepki gösterdi.

Özel sektörün çiftçiyi, emekçiyi sömüren bir düzen kurduğunu ifade eden Özsoy,  özel sektör firmalarının ortak hareket ederek uyguladıkları bu alım politikası ile kendi kuyularını kazdığını söyledi.

Dini duyguların yoğun yaşandığı, içinde bulunduğumuz Ramazan ayında, 1,80 – 2,00 tl’ye  alım yapan özel sektörün üreticiyi mağdur ederek haram yediğini ifade eden Özsoy, “Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli yaş çay bedelini 2.90 tl olarak açıkladı. Birkaç gün sonra  özel sektörler 50’lere varan düşük fiyatlarla alım yaparak kampanyayı açtı. Hangi vicdanla çiftçinin emekçinin hakkını çalıyorsunuz. Bu ramazan günü 2.90 tl olan yaş çayı 1.80 tl ’den satın alıp, çiftçinin sırtından 50’den fazla kazanarak sofralarınıza ve boğazınıza haram lokma sokuyorsunuz. Elinizi vicdanınıza koyup bir daha düşünün. Fabrikalarınızı çalıştırıyor üretim yapıyorsanız, her yıl kapasitenizi artırıyorsanız bugün yok etmeye çalıştığınız çay üreticisinin sayesindedir. Çiftçimizin yaşaması, üretime devam etmesi demek; fabrikalarınızın yaşaması ve üretime devam etmesi demektir” dedi.

ÇAY ÜRETİCİSİ İSYAN EDİYOR

Maliyetin altında çay satarak üretimin devam edemeyeceğini  ve bu durumuna çay üreticisinin isyan ettiğini belirten Özsoy, “Çiftçimiz özel sektöre ürünü tarlada kalmasın diye hasat yapıp satıyor. Özel sektör elini değmeden çiftçinin sırtından 50 kazanıyor. Yıllardır sektör sıkıntıda dediniz. Biz kazanmadan üretip size kazandırdık. Fabrikalarınızın üretim kapasitesini büyüttünüz devasa fabrikalara sahip oldunuz. Şimdi vefa borcunuzu ödemeniz gerekirken çiftçiye ihanet ediyorsunuz” dedi.

TÜM STK’LAR ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YAPMALIDIR

Özel sektör firmalarının bu alım politikasına karşı bölgedeki ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarının tepki göstermesi gerektiğini ifade eden Özsoy, şunları aktardı:

“Rize Ticaret Borsası ve Ulusal Çay Konseyi Başkanı Mehmet Erdoğan ‘’Çay-kur kuru çaya zam yapmazsa önümüzdeki günlerde yaş çay fiyatlarını daha da düşüreceklerini’’ belirtti. Gerekçeyi ‘’ özel sektörün de ayakta durması gerektiği’’ olarak açıkladı. Sayın Erdoğan, ayakta durmak için sizi ayakta tutanları yıkmak doğru bir yöntem değildir. Özel sektör ayakta durmak için çalışarak ve emek sarf ederek elde edilen üretimden ve pazarlamadan kazanmak yerine kolay olan çiftçinin sırtından kazanmayı seçmiştir. Çay sektöründe bir ilki başardınız. Büyük-küçük, güçlü-zayıf bütün firmalar ucuz çay alma konusunda hepiniz çok başarılısınız. Eğer fabrikalarınızda üretim yapmanızı sağlayan çiftçiye değer veriyorsanız ve çiftçinin gözünde değerli olmak istiyorsanız; zor olan ama doğru olan çiftçinin hakkı olanı ödeyerek, üretim ve pazarlamada doğru politikalar, kampanyalar yaparak kazanmak için çalışmalar yapın.Sanayici ve üretici ortaktır. Ortaklıktaki adaleti acilen sağlamalısınız. Unutmayın!  Bizim kayıklarımız batarsa sizin de gemileriniz batar. Bu bölgede çay sektöründe üretimi sürdürmek istiyorsanız çiftçinin sırtından değil fabrikalarınızdaki üretimden ve pazarlamadan kazandıklarınızla yetinmelisiniz.”

SÖMÜRÜ DÜZENİNE SESSİZ KALMAYACAĞIZ

Bu adaletsizliğe kurulan sömürü düzenine sesiz kamayacaklarını ve Artık yeter diyen Özsoy, “Önce hükümet, sonra tüm Türkiye ve dünya, haklı sesimizi duyana kadar bağıracağız.1.sürgün bitmeden çok acil Tarım ve Orman Bakanlığı çay üreticisinin sıkıntılarını masaya yatırmalıdır. T.C. Cumhurbaşkanının resmi kayıtlı çay üreticisi olduğu bir ülkede çay kanunu düzenlenmesi için çalışmaların yıllardır devam ediyor olması içler acısı bir tablodur.Çiftçimizin oylarıyla seçilmiş meclis istediğinde gece yarısında toplanıp kararlar alabiliyorsa; ortada 1 milyon insanın mağduriyeti söz konusu olduğundan Çay Bölgesi Ziraat Odaları olarak 210 Bin üreticimiz ve bu sektörden evine ekmek götüren 1 Milyon bölge insanı adına çay üreticisini koruyan taban fiyatı altında çay alımını önleyen kanun çıkana kadar susmayacağız” dedi.

Çay üreticisine ‘özel’ işkence!

Yaş çay kampanyası başlar başlamaz kontenjan uygulayan Çaykur, üreticiyi özel sektöre mecbur bıraktı. Özel sektör firmaları, elinde bekletemediği çayı üreticiden Çaykur’un alım fiyatının 3’te 1’i oranında düşük fiyattan alıyor.

Sürekli olarak ‘kapasite artırdık, artırıyoruz, daha da artıracağız’ safsatası ile üretici avutulurken, artan kapasitesini hiçbir şekilde yaş çay alımına yansıtmayan Çaykur’un almadığı, elinde kalan çayı 1 yıl vadeli 2,50 tl ya da Ocak 2020 ödemeli 2 tl’ye özele satmak zorunda kalan üreticiler, Ramazan ayında işkence çekiyor.

RİZE’NİN KADERİ DEĞİŞMİYOR

Rize başta olmak üzere Karadeniz bölgesindeki 210 bin çay üreticisinin tamamına yakını, sezonda sattığı yaş çayın en az yüzde 30-40’lık kısmını ÇAYKUR tarafından uygulanan kota sebebiyle özel sektöre satmak zorunda bırakılıyor.

BURADA AMAÇ ÜRETİCİYİ ÖZELE MAHKÛM ETMEK

Evrensel’in haberine göre; üreticiler devletin açıkladığı taban fiyatını tartışmaktan çok özel sektörün bu rakamın altında çay almaması için bir düzenleme yapılmasını istiyordu ancak beklenen olmadı. İlk günden özel sektör harekete geçerek devletin açıkladığı fiyatın altında fiyata çay almaya başladı.

Rize merkezde yaşayan Çay Üreticisi Ahmet Bakan, “Açıklanan yaş çay taban fiyatı kesinlikle enflasyonun karşılığı değil. 2020 Mayıs ayına kadar çayımızın fiyatı 2.90 ancak o tarihe kadar tüm temel tüketim maddelerimize yüzde 100 zam yapılıyor ve çay paramız o güne varmadan daha ilk aylarda eriyip gidiyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi devlet kota ve kontenjan uygulamasını ilk günden başlatınca toplama zamanı gelen çayımızı topladığımızda satamıyor, dolayısıyla özel sektörün kapısına gitmek zorunda kalıyoruz. Bakan fiyatı dün açıkladı, bugün özel sektör düşük fiyatla 1 yıl vadeyle 2.50 TL ile çay almaya başladı. Bunun adı fırsatçılıktır sömürüdür” diye tepki gösterdi.

BİR YIL VADE İLE ÇAY ALMAYA BAŞLADILAR

Bir başka çay üreticisi Mehmet Çakır ise şunları söyledi:

“Çayın sahibi gibi konuşan ve kendileri de yaş çay üretici olan başta yaş çay sektörün temsilcileri olmak üzere özel sektör fabrika temsilcileri ilk fırsatta devletin açıkladığı taban fiyatı adeta yok sayarak kafalarına göre fiyat belirleyerek çay almaya başladılar. Şimdi Rize ve bölgenin en büyük özel sektör temsilcilerinden bazıları 1 yıl vadeli veya ocak ayı ödemeli 2.50 TL’den çay alırken, bir başka büyük firma üreticilere gönderdiği mesajda; çay alım fiyatlarını brüt 2.30 TL, haftada iki kere ödeme şeklinde duyurdu. Üretici ile resmen dalga geçiyorlar, yetkililer de seyrediyor. Çayın hasat zamanı geldi ve devlet çay almayınca mecburen özel sektörün kapısına gidiyoruz bu durumu özel fırsata dönüştürüyor üretici perişan. Bizim temsilcimiz olduğunu iddia eden ziraat odası, açıklanan yaş çay taban fiyatından memnun olduğunu açıklıyor ancak üreticinin mağduriyeti karşısında susuyor. Diğer yandan bizlerden aidat almasını biliyorlar. Bugüne kadar çözülemeyen ÇAYKUR ve özel sektör arasındaki fiyat farklılıkları sorunu mutlaka çözümlenmelidir. Biz diyoruz ki, ÇAYKUR’un belirlediği taban fiyat olmalı. Bunun altındaki fiyat uygulamaları bir yönetmelikle yasaklanmalıdır.”

Çay Üreticileri Sendikası fiyattan memnun değil

16 Mayıs’da Rize’de Tarım ve Orman bakanı yaş çayın fiyatını açıkladı. Bu açıklama
üreticilerin beklentisini karşılamamıştır. Üreticinin bu memnuniyetsizliği sadece fiyat
politikasına değil, alımından çayın geleceğine ilişkin tüm kaygılarından kaynaklanmaktadır.
Çaykur’un, yaş çay alımlarında ciddi bir isteksizlik ve aymazlık var. Bugüne kadar üreticiyi
alıştırdıkları, ‘getir ve sat’ anlayışını terk ediyorlar anlaşılan. Bu çayda kalite anlamında iyi bir şey ama birden bire ani bir dönüş yapılarak üreticinin alışkanlıklarından vazgeçmesini
istemek doğru değil. Üretici çayını, iyi de olsa Çaykur’a satamamaktan endişe duymaktadır.
Çünkü Çaykur, alımdaki isteksizliğini baştan beri üreticiye hissettirmiştir.

Dün fiyat açıklanırken ben de oradaydım. Genel Müdür ve Bakan ne vaat ne de umut
verebildi. Sadece iyilik ve güzellik temennilerini ilettiler. Çaykur’un elindeki stoklardan, kötü yönetimden ve planlamadan, uğratıldığı milyonlarca lira zarardan hiç söz etmediler.
Sadece Bakan, eski ama yeni bir proje gibi çay tarlalarının yenilenmesinden ve buna
verilecek destekten söz etti. Ki bu projeyi detaylandıramadı. Bir de Erdoğan’ın selamlarını
getirdiğini söyledi.

Üreticinin en önemli talebi artık, çaya verilen taban fiyatın tüm özel alıcıları da kapsaması ve Çaykur’un özelleştirilmemesidir.

Taban fiyatın, sadece Çaykur’u bağlayan bir fiyat olduğunu artık herkes biliyor. Doğuş Çay,
bugün (17 Mayıs) fiyat politikasını açıkladı; taban fiyattan 2020 Mayıs ödemeli, 2,5 liradan ise 2020 Ocak ödemeli. Bu tablo bile her şeyi açıklamaktadır. Başka söze gerek var mı? Üretici özele mahkûm ve insafına bırakılmaktadır.

Üretici artık, taban fiyattan çok çayın geleceğine ilişkin karamsarlığı ve çayını Çaykur’a
satamamaktan şikayet etmektedir. Dönümde kotanın 500 kilo olması bir şey ifade
etmemektedir. Çünkü üreticinin yüzde 80’i kotasını dolduramamaktadır.

Çiftçinin bu kadar yoksullaştığı, üretimden vazgeçtiği ve geleceğini göremediği ortamda,
girilen ürün hasat dönemi, karamsarlıkları dağıtmamış, artırmıştır.

Çay Üreticileri Sendikası (Çay Sen) olarak, tüm bu sorunların takipçisi ve paylaşımcısı
olmaya devam edeceğiz. Üreticinin örgütlü olmadığı sürece sorunların üstesinden
gelemeyeceğini görmesi, anlaması ve kavraması gerekmektedir. Sorunların minimum olduğu günlerin yakın olması umuduyla.

17-05-2019

Recep Memişoğlu
Çay Üreticileri Sendikası
Kurucu Genel Başkanı

Yaş çaya yüzde 33 zam istedi, 23,6’ya teşekkür etti!

Önceki gün buğdaya ve arpaya verdikleri fiyatı açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, buğdaya yüzde 29, arpaya yüzde 33 fiyat artışı verdiklerini söyleyen Erdoğan’a, “Arpaya, buğdaya verdiğini çaya da ver” demişti. Dün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize’de Çaykur’un yaş çay alım fiyatını 2,90 tl (+13 Krş destekleme primi) olarak açıkladı. Çaya yüzde 29-33 zam isteyen Paliç, yapılan yüzde 23,6’lık artış için teşekkür edip, emeği geçenlere şükranlarını iletti.

Rize Ziraat Odasından yapılan açıklamada, “Başta Sayın Cumhurbaşkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN olmak üzere Tarım ve Orman Bakanımıza, Rize Milletvekillerimize ve Emeği Geçen Herkese Teşekkür Ederiz. 2019 Yılı Yaş Çay taban fiyatı 2.90 + 0.13 = 3.03 Tl” denildi.

Yaş çay fiyatı 2018 yılında 13 Krş’luk destekleme primi ile birlikte 2,45 tl idi.

HİÇ ARTIŞ OLMASA DA ÖNEMLİ DEĞİL!

Nevzat Paliç, geçtiğimiz yıl yaş çay alım fiyatı beklentilerini kauoyu ile paylaştığı basın toplantısında, ülkenin bekası söz konusu olduğunda çaya şu kadar artış isteriz şeklinde bir yaklaşımları olamayacağını, ülkenin kurtulması için, Rize Ziraat Odası olarak hiç zam yapılmasa da tepki göstermeyeceklerini açıklamıştı.

Yaş çay fiyatı 2,90 TL

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Rize’de Çaykur’un yaş çay alım fiyatını açıkladı. Bakan Pakdemirli, 2019 yılında Çaykur’un 2,90 TL’den yaş çay alımı yapacağı açıkladı. Kilogram başına 13 Kuruş olan destekleme primi ile birlikte yaş çay fiyatı 3,03 TL oldu.

Arpaya, Buğdaya verdiğini Çaya da ver

Ziraat Odası yaş çay fiyat talebini güncelledi: arpaya, buğdaya verdiğini çaya da ver

Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, 2019 yılı yaş çay fiyatına talep ettikleri rakamı yükseltti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buğdaya yüzde 29, arpaya yüzde 33 artış yapacaklarını açıklamasının ardından, yaş çaya istediği fiyatı artıran Paliç, yaş çay fiyatının; buğdaya ve arpaya yapılan artış oranında yükseltilerek verilmesini istedi.

Paliç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TOBB Genel Kurulunda; buğdaya ve arpaya yapılacak fiyat artışına atıfta bulunarak, “Sayın Cumhurbaşkanımız buğday için yüzde 29, arpa için yüzde 33 artış yaptıklarını ifade etti. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızdan aynı oranların yaş çaya da verilmesini talep ediyoruz. İnanıyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız yaş çaya da aynı oranlarda artış yaparak çay üreticisinin yüzünü güldürecektir.” dedi.

1 AY ÖNCE 3,10 TL İSTEMİŞTİ

Çay fiyatına yüzde 29 artış yapılması halinde 3,16 TL, yüzde 33 yapılması halinde ise 3,26 TL olması gerekiyor. Paliç, 12 Nisan’da yüzde 26,5 artışla yaş çay fiyatının bölge ziraat odalarının ortak kararı doğrultusunda 3,10 TL olmasını talep ettiklerini açıklamıştı.

2019 yılı Çaykur’un yaş çay alım fiyatı; 16 Mayıs 2019 Perşembe günü (yarın) Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından Rize’de açıklanacak.

2018 FİYATI 2,45 TL

Çaykur’un yaş çay alım fiyatı geçtiğimiz yıl; 2,32 TL ürün bedeli ve 13 Krş. destekleme primi olmak üzere 2,45 TL idi.

1 2 3 39