Çayda Vahşi Kapitalizm Uygulanıyor

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, çayda vahşi kapitalizm uygulandığını, çay üreticilerinin alın terinin karşılığını alamadığını, bu şekilde emeğinin sömürüldüğünü belirterek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevaplaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi.

Önergede, 1984 yılında çay sektörünün özele açıldığını hatırlatan Bekaroğlu, bu tarihten itibaren Kamu İktisadi Teşekkülü olan Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) ile birlikte faaliyet göstermeye başlayan özel çay şirketlerinin birçoğunun, Doğu Karadeniz Bölgesinde çay tarımı ile geçimini temin eden yaklaşık 210 bin aileye; alın terinin karşılığını vermek yerine, düşük fiyatla yaş çayı almak, alacaklarını geç ödemek gibi yöntemlerle mağduriyet yaşattığını ifade etti.

VAHŞİ KAPİTALİZMİN KURALLARI İŞLİYOR

Doğu Karadeniz Bölgesindeki büyük bir nüfusu ilgilendiren çay sektörünün, üreticiyi koruyan bir yasasının olmayışı nedeniyle ‘vahşi kapitalizm’ kurallarının işlemekte olduğunu belirten Bekaroğlu, “Çay üreticileri, denetimsiz serbest piyasa koşulları altında ezilmekte, emeği ve alın teri sömürülmektedir. ” dedi.

YAŞ ÇAYIN YARISI DEVLETİ İLGİLENDİRMİYOR MU?

2019 yılı yaş çay kampanyasının devam ettiği bu günlerde; özel sektör firmalarının 16.05.2019 tarihinde Rize’de Bakan Pakdemirli tarafından açıklanan ÇAYKUR’un alım fiyatı olan 2,90 TL’nin yarı fiyatına yaş çayı üreticiden almakta olduğunu, 1 yıl vadeli ödeme yapacağını duyurduğunu hatırlatan Bekaroğlu, “Bugün özel sektörün alım fiyatı 1,80 TL’ye kadar düşmüştür. ÇAYKUR’un kontenjan uygulaması devam ettikçe özel sektör yaş çay fiyatını daha da düşürmektedir. Çayını bekletme imkânı olmayan üreticileri, özel sektörün bu fırsatçılığı karşısında koruyan bir mekanizma bulunmamaktadır. 2010 yılında günlük 6.735 ton olan ÇAYKUR’un yaş çay işleme kapasitesi yıllar itibariyle artarak bugün 9.085 ton’a yükselmiş olmasına karşın, yaş çay alım oranlarına bakıldığında ÇAYKUR’un artan kapasitesi oranında yaş çay alımını artırmadığı, yaş çay sezonunun başlamasıyla birlikte kontenjan getirerek üreticiyi özel sektörün insafına terk ettiği görülmektedir. 2018 yılında ÇAYKUR 732.535 ton, özel sektör toplamı ise 741.692 ton yaş çay alımı gerçekleştirmiştir.” dedi.

ÇAYKUR’un kapasitesini tam olarak kullanmamak için günlük kontenjan uygulaması yaptığı, daha fazla çay alma imkânı olmasına rağmen bunu yapmayarak üreticiyi özel sektöre mahkûm bıraktığı şeklindeki haberlerin emeği sömürülen bölge halkını ayrıca rahatsız ettiğini kaydeden CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, “Bölgedeki 1 milyon nüfusun geçim kaynağı durumundaki çayın diğer %50’si ile devletin ilgilenmediği düşünülmektedir.” diyerek Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

  1. ÇAYKUR günlük 9.085 ton olan yaş çay işleme kapasitesinin ne kadarını kullanmaktadır?
  2. ÇAYKUR 2010 yılından bu yana kapasitesini %35 oranında artırdığı halde yaş çay alım miktarı neden aynı oranda artmamaktadır?
  3. 16 Mayıs 2019’da Rize’de açıkladığınız 2,90 TL fiyat, yaş çayın %50’sini alan ÇAYKUR’un alım fiyatıdır. Özel sektörün fırsatçı yaklaşımı ile elinde bekletme imkanı olmadığı için yarı fiyatına yaş çayı elinden alınan üreticinin mağduriyetini önlemek için ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz? Açıklanan yaş çay alım fiyatının altına düşülmemesi için önlem alacak mısınız?
  4. Çay üreticilerinin hakkını koruyan, emeğinin karşılığını alabilmesini sağlayacak yasal düzenleme ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konudaki çalışmalar ne durumdadır?

Kamu görevlilerinin ‘cezasızlık’ zırhına bürünmesi suça teşvik!

Şırnak’ın Silopi ilçesinde 2017 yılında gece evlerinde uyumakta olan iki çocuğun ölümü ile sonuçlanan olayın faili polis memuru Ö.Y’nin görevine yeniden başlaması ve hakkındaki denetimli serbestlik kararının da kaldırılması TBMM gündemine taşındı.

Konu hakkında yazılı soru önergesi veren CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 8’inci duruşmasında sanık polis memuru Ö.Y’nin yeniden göreve başladığını ve hakkındaki denetimli serbestlik kararının kaldırılması talebinin mahkemece kabul edildiğini hatırlatarak, polis panzerinin evin duvarını yıkarak uyumakta olan 5 ve 6 yaşındaki kardeşlerin ölümüne neden olmasını “tali kusur” olarak gösteren bilirkişi raporuna itiraz eden davacı ailenin talebinin reddedildiğini belirtti. Olay sonrası açığa alınan polis memurunun dava devam ederken yeniden göreve başlatılmasını, mahkemenin ne karar vereceğinin atamayı yapan amirler tarafından bilindiğine işaret ettiğini vurgulayan Bekaroğlu, kamu görevlilerinin karıştığı suçlarda etkin ve adil bir yargılama yapılmadığı kanısının yaygınlaştığını ve çoğunlukla cezasızlıkla sonuçlandığını ifade etti.

Cezasızlığın, suça teşvik anlamına geldiğini ve Silopi’deki bu hazin olayda da işin cezasızlığa doğru gittiğini belirten Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan şu sorulara cevap istedi:

1. Silopi’de meydana gelen bu olayda sanıkların kamu görevlisi olması, soruşturmayı etkilemiş midir, adil yargılama yapılmakta mıdır?

2. Sanık Ö.Y’yi göreve yeniden başlatan amirleri, mahkemenin ne karar vereceğinden önceden haberdar mı olmuştur? Açığa alınıp yargılanan bu sanık polis, hangi gerekçeyle mahkemesi devam ederken yeniden göreve başlatılmıştır?

3. Emniyet personelinin seçiminde kişilik yapıları ve ruhsal durumları göz önüne alınmakta mıdır? Personel periyodik olarak bazı testlerden geçirilmekte midir? Özel bir aracı kullanacak personele özel bir eğitim verilmekte midir?

4. Kamu görevlilerinin yargılanmasında etkin bir soruşturma yürütülmediği ve adil yargılama yapılmadığı iddiaları doğru mudur?

5. Cezasızlığa karşı; etkin soruşturma yürütülerek adil bir yargılama yapılması, mahkemelerin bağımsızlığına gölge düşmemesi, adalete güvenin tesis edilmesi için aldığınız tedbirler nelerdir?

HES’lerde kâr hırsı öldürüyor!

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, HES’lerde daha çok kâr elde etme hırsı ile iş güvenliği önlemlerinin görmezden gelindiğini, bu nedenle onlarca işçinin öldüğünü, yüzlerce işçinin de yaralandığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması istemiyle TBMM’ye verdiği yazılı soru önergesinde Bekaroğlu, geçen hafta Adana’nın Aladağ ilçesi Köprücek Mahallesi Urganağzı mevkiinde Bereket Enerji Grubunun işlettiği Göktaş-2 HES’te su yükleme havuzunun kapağının kırılması sonucu 1 işçinin öldüğünü, 3 işçinin de yaralandığını, aynı bölgede 2012 yılında EnerjiSA tarafından yapılan Gökdere Köprü Barajı derivasyon tüneli kapağının patlaması sonucu 10 işçinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, kâr hırsına kapılan şirketlerin iş güvenliği tedbirlerini görmezden geldiğini ifade etti.

BEREKET ENERJİ YASAKLI İKEN KAMU İHALESİ ALDI!

Göktaş-2 HES’in sahibi olan Bereket Enerji Grubunun 2012 yılında 6 ay süreyle tüm kamu ihalelerinden yasaklandığı halde, yasak süresi içinde Gediz Elektrik ihalesine girerek ihaleyi kazandığını ve Ege Bölgesinde elektrik dağıtımında tekel haline geldiğini vurgulayan Bekaroğlu, herkesin uymak zorunda olduğu yasaların Bereket Enerji için neden uyulanmadığını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu.

Önergedeki sorular:

1. Göktaş-2 HES’te daha önce yapılan denetimlerde hangi eksiklikler tespit edilmişti, bu eksiklikler giderilmiş miydi?

2. Su yükleme havuzu kapağının kırılması sonucu 2 Mayıs 2019’da meydana gelen kaza ile ilgili olarak soruşturma başlatıldı mı, ne aşamadadır? Soruşturma kapsamında gözaltında tutulan kimse var mı?

3. Bugüne kadar HES’lerin inşaatı ve işletmesi sırasında meydana gelen kazalarda kaç kişi ölmüş, kaç kişi yaralanmıştır? Bu kazalarla ilgili olarak yürütülen adli ve idari soruşturmaların sonuçları nelerdir?

4. Kamu ihalelerinden yasaklı olan Bereket Enerji Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı hangi gerekçe ile Gediz Elektrik ihalesine girebilmiş ve ihaleyi kazanabilmiştir? Bu grup birilerince özel olarak korunup kollanmakta mıdır? Herkesin uymak zorunda olduğu yasalar, bu grup için neden uygulanmamıştır?

5. HES’lerde iş güvenliği denetimleri hangi periyotlarla ve ne şekilde yapılmaktadır; bu denetimler yeterli midir?

6. HES’lerle ilgili ÇED raporu zorunluluğunun kaldırılması ile bu kazaların arasında bir ilinti var mıdır? ÇED Raporsuz, hiçbir kurumdan görüş almaksızın, yöre halkının ihtiyaçları dikkate alınmadan HES yapılmasının doğa tahribatına yol açtığı gibi daha fazla insanımızın hayatını kaybetmemesi için, HES projelerinde ÇED Raporu ve kurum görüşlerini almayı düşünüyor musunuz?

7. Konu ile ilgili yapılan araştırmalar, idari ve adli soruşturmalar, denetimler vs. sonrasında iş kazalarının asgariye indirilmesi için hangi tedbirlerin alınmasına karar verilmiştir? Bu tedbirler arasında yasal düzenlemeler de var mı?

Varlık Fonu yoksulluk Vaat ediyor!

Haziran ayında ihale edileceği müjdelenen Milli Piyangonun 3,5 milyar TL olan net gelirinin net gelirinin 10 katına ulaşabileceği, net gelirin GSMH’ye oranının da binde 1’den yüzde 1-2’ye yükselebileceğini belirten Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez’in açıklaması ne anlama geliyor?

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a bu soruyu sordu.

Varlık Fonu Genel Müdürü Sönmez’in açıklamalarını hatırlatan Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması istemiyle TBMM’ye verdiği soru önergesinde; Milli Piyango İdaresinin satılacağına dair Varlık Fonu Genel Müdürü’nün müjde vermesinin şaşırtıcı olduğuna değindi. Yapılan araştırmalarda, şans oyunlarını oynayanların büyük çoğunluğunun yoksul insanlardan oluştuğunun ortaya konduğunu, şans oyunlarının gelirlerinin artacağının ve GSMH’ye oranının binde 1’den yüzde 1-2’lere çıkarılacağının müjde edasıyla kamuoyuna duyurulmasının, halkın daha fazla yoksullaştırılacağı anlamına geldiğini belirtti.

Yoksulluğun artmasının Milli Piyango kapsamındaki şans oyunlarına olan ilgiyi daha fazla artıracağını belirten Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları sordu:

  1. Basında çıkan söz konusu haberler doğru mudur?
  2. Milli Piyango kapsamında şans oyunlarından elde edilecek gelir nasıl artırılacaktır? Bu gelirin Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içerisindeki payının yüzde 0,1’den yüzde 1-2’ye ulaştırılması ne anlama gelmektedir?
  3. Yapılan araştırmalar, şans oyunlarını oynayanların büyük çoğunluğunun yoksul insanlardan oluştuğunu ortaya koymaktadır. Milli gelirden oldukça az pay alan insanlar, içinde bulundukları yoksulluktan kurtulmanın ve daha rahat bir yaşama ulaşma hayalinin tek ve en hızlı yolu olarak şans oyunlarını görmektedirler. Yoksulluk derecesi arttıkça ve insanca yaşayabilecekleri bir geliri elde etme olanağı azaldıkça insanların şans oyunlarına daha fazla yöneldikleri çeşitli araştırmalarda ortaya konulmuştur. Bu tespitten hareketle Milli Piyango kapsamındaki şans oyunlarından elde edilecek gelirin artırılması ülkemizdeki yoksul kesimin şans oyunlarına olan ilgisinin daha fazla artması anlamına gelmemekte midir?
  4. Bu durum ülkemizde gelir dağılımının önümüzdeki dönemde daha da bozulacağı, yoksulların durumlarını iyileştirme umuduyla daha fazla şans oyunlarına ilgi duyacakları beklentisine girildiğini göstermemekte midir?
  5. Bu durumun Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü tarafından bir müjde edasıyla kamuoyuna duyurulmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Bekaroğlu: Ekonomiye saldırı Saray’dan ve damattan geliyor

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında YSK’nın İstanbul seçimini iptal kararına ve 23 Haziran’da yenilenecek seçime dair açıklamalarda bulunan CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, YSK’nın iptal kararının hukuki temelden yoksun olduğunu belirterek, bu kez en az 200 bin oy fark atacaklarını söyledi. Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiye dışarıdan sabotaj yapıldığına yönelik açıklamasını eleştirerek, “Ekonomiye saldırı Saray’dan ve damattan geliyor, başka yerden değil” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar vermesini eleştirerek, “6 Mayıs’ta YSK eliyle demokrasiye ve sandığa darbe yapıldığını” söyledi.

Hiç kimsenin, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal etme gerekçesini anlayamadığını savunan Bekaroğlu, YSK’nın, 16 milyon insan adına yaptığı seçimi kimseye anlatamadan iptal ettiğini ileri sürdü.

Bu durumu reddettiklerini belirten Bekaroğlu, “(Madem bu sonucu reddediyorsunuz, seçimi niçin boykot etmiyorsunuz, 23 Haziran’da niçin seçime gireceksiniz?) soruları soruluyor. Seçime bu darbeyi açığa düşürmek, demokrasiyi, sandığı kurtarmak için giriyoruz. YSK’ye asla güvenmememize, Süleyman Soylu’nun neler yapabileceğini bilmemize rağmen demokrasiyi, sandığı kurtarmak amacıyla seçime giriyoruz.” diye konuştu.

Demokrasiye inandıklarının altını çizen Bekaroğlu, “Öyle bir seçim yapacağız ki daha evvel bir sandıkta bir resmi görevli, 2-3 gözlemcimiz, müşahidimiz vardı. Şimdi yine 1 resmi görevli ama 10 müşahit olacak. Her şey açık, şeffaf şekilde yapılacak ve sonuçları 1 saat içinde bütün Türkiye öğrenecek. Buradan meydan okuyoruz; hadi sıkıysa çalsınlar, sıkıysa o gün seçimin sonucunu ilan etmesinler.” ifadelerini kullandı.

Kurumlar ve kurallar ülkesi olmalıyız

Türkiye ekonomisinin birçok problemi olduğunu vurgulayan Bekaroğlu, şunları kaydetti:

“Türkiye ekonomisi üreten, kendi kendine yeten, öz kaynakları, tasarrufu olan bir ekonomi değil. Böyle bir sıkıntı var ama şu anda yaşadığımız ve seçim iptali tartışmaları, darbe söylentileriyle örttüğümüz ekonomik tablonun en temel sebeplerinden biri de giderek kurumlar ve kurallar ülkesi olmaktan uzaklaşmasıdır.”

Türk ekonomisine saldıran sizsiniz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bugün önümüzde duran manzara tam bir ekonomik sabotaj halidir.” şeklindeki ifadesini eleştiren CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, “Böyle değil; siz 17 yılda ekonominin hiçbir yapısal sorununu çözmediniz. Para bolken, dolar, euro bolken dışarıdan para aldınız, bunları betona gömdünüz, rantla dağıttınız, paylaştınız. Şimdi geri istiyorlar, ödeyemiyorsunuz. Temel problem bu. Bu borçları birisi zorla mı verdi bize? Öyle değil; beka problemi varsa bunun temelinde siz varsınız. Ekonomimiz ciddi bir sarsıntı içindeyse ki, bunu siz kabul ediyorsunuz. Bunun sebebi birisinin dışarıdan yaptığı sabotaj, saldırı filan değil; ekonomiye saldıran sizsiniz. Ekonomiye saldırı Saray’dan ve damattan geliyor, başka yerden değil.” diye konuştu.

MHPLİ ADAYDAN İSTANBUL KARARINA TEPKİ

24 Haziran 2018 Genel Seçimleri’nde Milliyetçi Hareket Partisi Rize milletvekili adayı Semra Aksu, YSK’nın İstanbul’daki seçimlerin yenilenmesi kararına tepki gösterdi.

Aksu sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada “Millet iradesinin hiçe sayıldığı bir yerde siz hala neyi savunuyorsunuz???” ifadelerine yer vererek, milli iradenin hiçe sayıldığını belirtti.

Şehit aileleri ve gazilerden CHP’li Bekaroğlu’na ziyaret

Anadolu Avrasya Gazi ve Şehit Aileleri Derneği, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nu TBMM’deki odasında ziyaret etti.

Anadolu Avrasya Gazi ve Şehit Aileleri Derneği Genel Başkanı Muhterem Doğan ve dernek üyeleri, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na Çubuk’taki şehir cenazesinde yapılan linç girişiminin kabul edilemez olduğunu belirterek, bunun bir provakasyon olduğuna inandıklarını ifade edip geçmiş olsun dileklerini iletti. Dernek Genel Başkanı Muhterem Doğan, bu tür provakasyonların her şeyden önce şehidin hatırasına saygısızlık olduğunu ve şehit ailelerince tasvip görmesinin söz konusu olmadığını vurguladı.

Dernek, ziyaret anısı olarak Bekaroğlu’na plaket takdim etti.

MUHALEFET ANADOLU AJANSI’NI MERCEK ALTINA ALDI

Seçim sonuçlarını kamuoyuna aktarmada tekel konumunda bulunan AA’nın seçim akşamı veri akışını durdurması ve Genel Müdürün AKP Gençlik Kollarının Kurucu Başkanı olduğuna ilişkin haberler Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a soruldu.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, 31 Mart akşamı 13 saat boyunca veri akışını keserek manipülasyon şüphesi doğuran Anadolu Ajansı’na ilişkin sorular yönelttiği Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan sorularına cevap istedi.

Verdiği önerge ile AA’nın seçim akşamı 13 saat boyunca veri akışını durdurmasının manipülasyon iddialarını güçlendirdiğini ifade eden Bekaroğlu, veri akışının durdurulması için ajansa hangi makamdan talimat verildiğini sordu. AA Genel Müdürü’nün AKP Kurucu Gençlik Kolları Başkanı olduğuna yönelik haberleri hatırlatan Bekaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

1-31.Mart 2019 yerel seçim sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasında görev üstlenen Anadolu Ajansı’nın seçim akşamı 23.20’den itibaren seçim sonuçları ile ilgili veri akışını; 13 saat süre ile seçim yayın sistemine sahadan veri akışı gerçekleşmemesini gerekçe göstererek durdurmasının nedeni nedir?

2- Anadolu Ajansı tarafından 01.04.2019 tarihinde yapılan açıklamada “Bazı sandıklardan sağlıklı veri akışı temin edilemeyince veri aktarımına bir süre ara verilmiş; kalan yüzde birlik sandık sonucuyla ilgili elimize herhangi bir veri ulaşmadığı için de Yüksek Seçim kurulunun sonuçlarının beklenilmesi kararı alınmıştır.” denilmiştir. 31.03.2019 akşamı seçim sonuçları ile ilgili veri akışının kesilmesi kararını kim, hangi gerekçe ile almıştır?

3-Birilerinin bu kararın alınması konusunda Anadolu Ajansı görevlilerini zorladığı yönündeki iddialar doğru mudur?

4-Hangi makamlardaki otoriteler veri akışının durdurulması konusunda Anadolu Ajansına talimat vermiştir?

5-Söz konusu durumun Anadolu Ajansının seçim sonuçlarını ve halkın iradesini manipüle etme girişimi olduğuna dair kamuoyunda yer alan iddialar konusunda ne düşünüyorsunuz?

6-Seçim sonuçlarına ilişkin veri akışının kesilmesinin nedeni konusunda Anadolu Ajansı bünyesinde herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?

7-Anadolu Ajansının kamuoyundaki prestijini de temelden sarsan bu olay hakkında soruşturma yapılmamışsa açtırmayı düşünüyor musunuz?

8-Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sn Sadi Güven’in, Anadolu Ajansının seçim sonuçlarını anılan kurumdan temin etmediği, Anadolu Ajansının kendilerinin müşterisi olmadığı yönünde bir açıklaması mevcuttur. Seçim sonuçlarını kamuoyuna aktarmada şu anda tekel durumunda bulunan Anadolu Ajansı seçim sonuçları ile ilgili verileri sahadan kimlerden ve hangi yöntemle almaktadır? Anadolu Ajansının her sandıkta (ya da en azından her ilçe seçim kurulunda) bir görevli muhabiri var mıdır?

9-Anadolu Ajansının söz konusu verileri Ak Parti Seçim Koordinasyon merkezinden sağladığına dair iddialar doğru mudur?

10- Bu iddialar doğru ise kendisine hazineden yüklü miktarda kaynak aktarılan Anadolu Ajansının yurt sathında bu tür verileri kaynağında elde etme konusunda kendisine ait bir organizasyonu kuramamasının nedeni nedir?

11-Anadolu Ajansının çalışanlarının büyük çoğunluğunun seçim verilerinin aktarılması için kurulan teknik sisteme giriş izninin olmadığı, bu gruba çoğu birim müdürünün de dâhil olduğu, verilerin sadece seçilmiş belirli kişiler üzerinden işlendiği yönündeki iddialar doğru mudur? Sisteme giriş ve kayıt, kontrol güvenliği nasıl sağlanmaktadır?

12-Kamuoyundaki, Anadolu Ajansının mevcut Genel Müdürünün Ak Parti İstanbul İl Gençlik Kollarının Kurucu Başkanlığını yaptığı yönündeki iddialar doğru mudur?

13-Söz konusu olay sonrasında kamuoyunu tatmin etmeyen ve tarafsızlığına gölge düşüren açıklamaları nedeniyle Anadolu Ajansı Genel Müdürünün görevden alınması düşünülmekte midir?

AKP’li Canikli’den Rabia Naz’ın ölümüyle ilgili araştırma talebi

AKP İstanbul Milletvekili Nurettin Canikli, Giresun’un Eynesil ilçesinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz’ın ölümüyle ilgili Meclis araştırması talebinde bulundu.

Baba Şaban Vatan, 11 yaşındaki kızının intihar etmediğini, araba çarpması sonucu yaşamını yitirdiğini ve Canikli’nin de devreye girerek kazayı yeğeninin yaptığı düşünülen Eynesil belediye başkanının itibarının korunması için olayın üstünün örtüldüğünü öne sürüyor.

Son olarak, Giresun Sulh Ceza Mahkemesi de ağabeyi Muhammet Vatan’ın ‘kardeşinin akıl sağlığının yerinde olmadığı’ yönündeki ifadesine dayanarak Şaban Vatan’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için üç haftalığına akıl hastanesine gönderilmesine karar vermişti.

AKP KENDİ YAPTIĞI SAHTECİLİK ÜZERİNDEN SEÇİMİ YENİLEMEK İSTİYOR!

Deniz Varlı
https://twitter.com/AjansRize

AKP KENDİ YAPTIĞI SAHTECİLİK ÜZERİNDEN SEÇİMİ YENİLEMEK İSTİYOR!

AKP, boş arsaların adres gösterilerek seçmen kaydı yapıldığı gerekçesiyle Büyükçekmece’de seçimin yenilenmesini istiyor.

Büyükçekmece İlçe Nüfus Müdürü Mehmet Mutlu, Cumhurbaşkanı’nın akrabası. Mehmet Mutlu, Cumhur İttifakı’nın Yenikapı mitingine katılmış, burada çektirdiği fotoğrafı facebook hesabından paylaşmıştır.

Boş arsaları adres gösteren partizan nüfus müdürü, kimleri seçmen olarak kaydetmiş olabilir?

Büyükçekmece’de seçimin yenilenmesi kararı verilmesi halinde, bu iş Büyükçekmece ile sınırlı kalır mı? Aynı konutta 40-50 seçmen kaydı yapıldığı, bunlardan, sınırlı imkâna sahip muhalefet tarafından tespit edilip itiraz edilenlerin seçmen kaydının dondurulduğu bilinmektedir.

Sahte seçmen kaydı yapmak, muhalefetin elinde değildir. Yani, istese bile bunu yapamaz. Çünkü nüfus müdürlerinin, kaymakamların hemen hepsi ‘Mehmet Mutlu’ kıvamındadır. Devleti Mehmet Mutlu gibi partizanlarla dolduran AKP, Büyükçekmece’de olduğu gibi istediği her yerde sahte seçmen kaydı yaparak, seçimi kaybetmesi halinde bunu bir iptal gerekçesi olarak kullanabilir.

AKP binlerce sahte seçmen kaydı yaptırmasına rağmen seçimi kaybetmiştir. Ve yaptığı sahteciliği günlerdir canlı yayınlarla kamuoyuna duyurmaktadır. Türkiye’nin başka nerelerinde bu gibi sahte kayıtlar yapıldığını muhalefet bilmiyor ama AKP çok iyi biliyor.

Ve, rantiyecilerin, imar yolsuzluğunu yol yapanların hortumu kesilir de kaynaklar halkın hizmetinde kullanılır endişesiyle İstanbul’un yönetimini bırakmamak için bu pespayeliği de yaparsa, AKP millet iradesine karşı gelmiş, kaybettiği seçimi tanımamış olarak toplumsal hafızaya kazınmış olacaktır.

Mehmet Mutlu, Cumhur İttifakı’nın Yenikapı mitinginde görülüyor…

1 2 3 21