RİZE BELEDİYESİ’NDEN BİSİKLET YOLU PROJESİ

Rize Belediyesi çevreci ulaşıma katkı sağlamak amacıyla bisiklet yolu projesini hazırladı ve hayata geçirmek için çalışmaları hızlandırdı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 3 Kasım 2015 Salı günü Resmi Gazetede yayınlanan Şehir içi yollarda bisiklet yolu yönetmeliğine uygun olarak Rize Şehir içi bisiklet yolları, 3 etaplı olacak şekilde planlanarak Belediye Meclisince kabul edildi. Bunlardan 1. Etap bisiklet yolu olan Fener-İslampaşa mahalleleri arası 7km’lik bisiklet yolu projelendirilerek %45’i Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca %55’i ise İller Bankası Yönetim Kurulu kararı ile hibe almaya hak kazandı.

Projenin ilk etabı olan Fener ve İslampaşa mahalleri arası olan kısım sahil yolu boyunca çift yön 2.4 metre genişliğinde, 7 km uzunluğunda olacak şekilde tasarlandı.

Projenin önümüzdeki günlerde ihaleye çıkacağı ifade edildi.

SALARHASPOR BİRLİK VE BERABERLİK YEMEĞİ

Salarhaspor başkanı Bünyamin Aslan’ın davetiyle düzenlenen Salarhaspor Birlik ve Beraberlik Dayanışma yemeği bu akşam saat 17:00’de Kültürpark Taç Salon’da gerçekleşti.

Siyasilerin de ilgi gösterdiği dayanışma yemeğinin açılış konuşmasında Kulüp Başkanı Bünyamin Aslan şehit emniyet müdürü Altuğ Verdi’yi anarak, O Ses Türkiye yarışmasında da sahne alan Usame İsmail’in de geceye teşfir ettiğini, hatta planlanan programda sahne alacağını fakat, yakın zamanda il emniyet müdürü Altuğ Verdi’nin şehadeti üzerine müzik programının iptal edildiğini belirtti.

Yemek programına Rize Belediye Başkanı Prof. Dr. Reşat Kasap, Ak Parti Rize Belediye Başkan Adayı Rahmi Metin, Salarha Belde Belediye Başkanı Hasan Kara, Muradiye Belde Belediye Başkanı Musa Süreyya Balcı ve Rize Belediye Meclis A. Adayı Muhamet Ali Toprak gibi isimler de katılırken, birçok STK temsilcisi de programa teşrif etti.

ASLAN KAÇ, ATMACA TUT!

Çaykur Rizespor Süper Toto Süper Lig’in 15. haftasında deplasmanda Galatasaray ile karşılaştı. 

Karşılaşmanın ilk yarısını 40. dakikada Garry Rodrigues’in golüyle 1-0 yenik kapayan temsilcimiz, ikinci yarıya da iyi başlayamadı ve 58. dakikada Eren Derdiyok’un golüne engel olamadı. Bu dakikadan sonra oyunun kontrolünü tamamen eline alan Çaykur Rizespor 67. dakikada Umar Aminu ile farkı bire indirdi. Ataklarında hız kesmeyen temsilcimiz 80. dakikada Samuduio’nun golüyle skoru 2-2’ye getirerek beraberliği sağladı.

Ayrıca maçın 71. dakikasında Samudio’nun attığı kafa golü, maçın hakemi Ali Palabıyık’ın faul gerekçeli kararıyla verilmemesi, akıllara VAR sisteminin neden devreye sokulmadığı sorusunu getirdi. Ali Palabıyık pozisyonun bitmesini beklemeden düdüğünü çalarak, Çaykur Rizespor’un net golünü geçersiz saydı.

Bu beraberliğin ardından temsilcimiz puanını 11’e yükseltti.

OKAN BURUK: “2-2’DEN SONRA 2 PUAN KAYBETTİĞİMİZ İÇİN ÜZGÜNÜZ”

Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Okan Buruk maç sonunda yayıncı kuruluşa yapmış olduğu açıklamada:

“Maçın sonucuna bakınca bir puan Galatasaray deplasmanında önemli bir puan. Genele baktığınız zaman ilk yarıya göre ikinci yarı daha iyi oynadık. İlk yarıda rakibimizin çok fazla pozisyonu yok ve bir şans golü buldular. 2-0’dan sonra Galatasaray daha iyi oynadı. 2-1’den sonra da daha fazla varlık göstererek 2’nci golü bulduk. Sonrasında daha fazla atak yaptık ancak golü bulamadık” dedi.

Okan Buruk sözlerini şöyle tamamladı: “2-0’lık bölümde 1 puan bizim için iyi ancak 2-2’den sonra 2 puan kaybettiğimiz için üzgünüz. Biz hep kazanmak için oynadık ancak kazanamadık. Galatasaray’ı da kutlarım, sonraki haftalarda başarılar diliyorum.”

Rizespor Tepetaklak!

Süper Lig’de 7 haftadır kazanamayan Çaykur Rizespor, Ziraat Türkiye Kupası’nda da Spor Toto 1. Lig takımlarından Balıkesirspor’a 2-0 mağlup olarak, tur şansını zora soktu.

Süper Lig’de zor günler geçiren Çaykur Rizespor’un, Ziraat Türkiye Kupası’nda da yüzü gülmedi. Taraftarın ilgi göstermediği Çaykur Didi Stadyum’undaki karşılaşmada konuk ekibin Kamerunlu oyuncusu Steve Beleck’in 12. ve 35. dakikadaki gollerine engel olamayan Çaykur Rizespor, tur şansını zora sokarak, taraftarını Ziraat Türkiye Kupası’nda da sevindiremedi.

Hafta sonu deplasmanda Galatasaray ile karşılaşacak olan Çaykur Rizespor’da moraller iyice bozulurken, takımın kötü gidişatından dolayı teknik direktör Okan Buruk da sosyal medyada taraftarlardan oldukça tepki gördü.

TÜRKİYE’DE ANTRENÖR VE SPORCU VELİSİ OLMAK

Türkiye’de spor yapan çocukların %70’i onüç yaşına gelmeden sporu bırakıyor.
Dörtte üçü liseden önce sporla alakasını kesiyor.

Bütün hayatı boyunca sporla ilgilenmiş, son 22 yıldır profesyonel futbolcu ve antrenörlük yapmış ve sporun hayatında müthiş olumlu etkileri olan bir insan olarak,

Merak ediyordum; Niye bu kadar çok çocuk sporu bırakıyor?

Cevabı yaklaşık olarak 7 yıl önce 5 yaşındaki sporcularımın futbol antrenmanını kenardan izlerken aldım.

Hiç 5 yaşındakilerin oynadığı bir futbol maçı seyrettiniz mi? Harika bir şey. Çokça kıkırdama ve kahkaha var. Oyuncular bazen doğru kaleye gol atar bazen yanlış kaleye gol atar. Ama önemli değil çünkü çocuklar mutlu.

Aileler pozitif ve destek oluyor, koçlar pozitif. Ortada bağıracak hakem yok. Çocuk-genç sporunun olması gerektiği gibi.

Özellikle 10 yaş bir futbol maçı izledim.

O da aynı şekilde olmalıydı, değil mi?

Ama tamamen farklıydı. Bu rekabetçi bir 10 yaş futbol müsabakasıydı.

“Rekabetçi” ama rekabet eden çocuklar değil Yetişkinlerdi.

Bir oyuncu hata yaptığında ve diğer takım bunun sonucunda gol attığında antrenör yerinde sinirle zıplıyor, çocuklara bağırıyor.

Hata yapan çocuğun babası bağırıyor. Akrabaları bağırıyor, kızıyor.

Ve o an anladım ki; işte çocukların sporu bırakma nedenleri tam da bu!

Çünkü spor bir çocuk ya da genç için eğlence olmalı, böyle bir şey değil.

Sizi, 10 yaşındaki bir çocuğun ya da bir gencin bu konudaki düşüncelerini anlamaya davet ediyorum:

Bir maça gidersiniz ve o sadece maçtır. Ama veliler, koç sanki o maç, Şampiyonluk maçı gibi davranırlar.

Kenardan durmadan bağırırlar.

Bazen sana bağırırlar, bazen hakeme bazen de başka birine.

Ve maçtan sonra arabaya binersin ve sadece rahatlamak ve duygusal açıdan gevşemek istersin.

Ama çoğu aile bu zamanı oyun hakkında konuşmak ve senin performansını eleştirmek için kullanır.

Mutfak masasının etrafında oturmuş ailenin, senin spor yapman için zamandan ve paradan yaptıkları fedakarlıkları dinlersin.

Bu sadece baskıyı ve stresi arttırır.

Ve yıl sonunda sen başka bir spora geçmeye hazırken, antrenörün seni karşısına alır ve

Hayır, bunu yapamazsın, der. Eğer bu takımda oynamak istiyorsan üstüne düşeni yapmalısın.

Eğer yapmazsan senin yerini başkasına veririm.

İşte bir çok çocuk böyle ağır bir baskı hissediyor.

Ve bu yüzden 10 tane çocuktan 7’si sporu bırakıyor. 10’da 7!

Ben bunu, altyapılardaki hiçbiryere varmayan dev silinme olarak adlandırıyorum.

Silinme (yok oluş), çünkü çok fazla çocuk, çok fazla aile genç yaşlarda daha daha daha daha fazlasını yapma telaş içindeler.

Hiçbir yere varmıyor çünkü, çok azı profesyonel olurken, büyük çoğunluk başka bir yerde sonlanıyor.

Spordan nefret etmeyle sonlanıyor.

Aileleriyle ilişkilerinin bozulması ile sonlanıyor.

Ve bazı çocuklar için; hayat boyu kalacak fiziksel ve duygusal yaralanmalarla sonlanıyor.

Bunun bu şekilde sonlanmasını önlemeliyiz. Bu büyük silimi bitirmeliyiz.

Genç ve çocukların spor yaşamındaki bu durumu değiştirmeliyiz. Sporu çocuklar ve gençlere geri vermeliyiz.

Bugün bunu nasıl yapabileceğimizi anlatacağım.

Bazı insanlar bana, Ali hoca, sen rekabete karşı bir adamsın, diyor.
Herkese forma,kitap,futbol topu ve muhabbet kuşu vererek teşvik ediyor ve skor tutmuyorsun.

Bu doğru değil. Bu ben değilim.

Ben katılıma ödül vermeye inanmam. Çocuklara sadece katıldıkları için veya kapasitelerinin en azını bile gösterseler bile ödül vermeye inanmam.

Rekabetçi sporu bilen biri olarak, o gün o 10 yaş futbol maçında gördüğüm şey, bu rekabete dayalı spor değil!

Bu çocuklar daha rekabetçi olmuyorlar, daha iyi de olmuyorlar.

Daha nefret dolu, huysuz oluyorlar.

Ve 10 taneden 7’si sporu bırakıyor.

Genç-çocuk sporunun bu şeklinin hayatın hiçbir yerinde karşılığı yok.

Bize iş yerinde böyle davranılmasını kabul etmeyiz. Çocuklarımızın öğretmenlerinin onlara bu şekilde davranmasını kabul etmeyiz.

Ya da çocuklarımızın bize bizim onlara davrandığımız gibi davranmasını asla kabul etmeyiz.

Sizin tenis maçınızda çocuğunuzun size böyle davrandığını hayal edebiliyor musunuz?

Bir arkadaşımız bunu yapmış. Şuna bir bakın.

Haydi, baba. Odaklan.

Duruşunu ayarla. Sakın kaçırma ve sakın atışı berbat etme.

Ne yapıyorsun? Topa bak!

Ümitsiz vaka.

Ya çocuklar bize, bizim onlara uyguladığımız baskıyı uygulasalardı?

Aranızda böyle bir desteğe ihtiyaç duyanınız var mı?

Tabii ki Hayır.

Yani bu ülkede sporu değiştirmek istiyorsanız ilk hatırlamamız gereken şey çocukların neden oyun oynadığıdır.

Michigan Devlet Üniversitesi 30 bin çocuğun üzerinde büyük bir çalışma yaptı ve onlara neden oyun oynadıklarını sordu.

Ve çocukların en yüksek oranda verdiği cevap “Çünkü eğlenceli” idi.

Öğrenmeyi seviyorlar, arkadaşlarıyla beraber olmayı seviyorlar, heyecanı seviyorlar, ama kazanmak için oynamıyorlar. Kazanmadaki değeri seviyorlar, ama bu yüzden antrenmanlara çıkmıyorlar, Hatta oyun oynamadaki ilk 10 sebepleri arasında bile değil kazanmak.

Peki çocuklar neden spor yapmayı bırakıyor? Çünkü sürekli eleştirilmekten ve bağırılmaktan bıkıyorlar.

Bırakıyorlar çünkü hata yapmaktan korkuyorlar.

Kazanmak üzerine olan bu saplantıdan dolayı antrenörden zaman alamadıklarında bırakıyorlar.
Oynayabilecek kadar iyi değilsin.

Çocuklarının ihtiyaçlarını kabullenmelerini ve deneyimlerinin sahipleri olmalarına izin vermelerini öğretiyoruz.

Onlara çocuklarını zararı değil faydası dokunacak şekilde övmelerini, hata yapmalarına ve bu hatalardan öğrenmelerine izin vermelerini öğretiyoruz.

Çünkü gerçek dünyada en başarılı insanların hata yapmayı en çok göze alan insanlar olduğunu öğretiyoruz.

Ama öğrettiğimiz ve bugün de size öğretmek istediğim en temel şey, harika bir dost ve akıl hocası olan birinden, koç Bruce Brown’dan, 7 yıl önce öğrendiğim bir şey : 4 basit kelime:

“Seni oynarken izlemeyi seviyorum”.

Bu 4 kelime çocuğunuz için her şeyi değiştiriyor. Çünkü bu kelimeler onlara, onlara duyduğunuz sevginin kazanıp kaybetmelerine ya da performanslarına bağlı olmadığını onlara söyler.

Bu çok basit gibi gözükebilir ama inanılmaz derecede güçlüdür.

Size Peter Smith’in hikayesini anlatayım. Peter, eski bir profesyonel tenis oyuncusu.

Güney Kaliforniya Üniversite’nde erkek takım antrenörü, 500’ü aşkın maç sonunda 4 ulusal şampiyona kazandı.

Peter 3 oğluyla ilgili problem yaşadığını, hepsinin çok rekabetçi tenis oyuncuları olduğunu ama hem babaları hem de koçları olmakta zorluk çektiğini ve kortta olanların aile hayatlarını da etkilediğini görüyordu.

Peter oluruna bırakıp sadece çocuklarının oyununu izlemekten keyif almayı öğrendiğinde ise bu her şeyi değiştirdi.

Çocukları daha sıkı ve daha iyi oynadı ve korttan indiklerinde tüm ailenin hayatı çok daha güzelleşti.

Ailesini o kadar değiştirmişti ki bazen çocukları ona “ Sen kimsin ve babama ne yaptın?” diyen gözlerle bakıyordu.

Size Stephanie Emerson’un hikayesini anlatmak istiyorum. Stephanie’nin 4 atlet oğlu var.

Oğullarından biri ABD Ulusal Genç Futbol Takımına seçildi.

Tüm bu sonu belli olmayan yarış, baskı, harcanan zaman ve gereken adanmışlık onun spora olan hevesini kırmıştı.
Stephanie Emerson bir uzmandan fikir almaya gitmiş.
“Lütfen bana verebileceğiniz tek ve en iyi tavsiyeni verir misiniz?”

Uzman da ona “Steph, sadece çocuklarına onları izlemeyi sevdiğini söyle”

“Ciddi misin? Verebileceğin en iyi tavsiye bu mu?

Bir yıl sonra Stephanie Uzmana bir mektup gönderdi ve simdi size bunu okumak istiyorum.

Bir yıl önce basitçe çocuklarımı oyun oynarken izlemekten zevk almamı tavsiye etmiştiniz.

Ve ben sadece bunu söylüyorum artık onlara.

Nasıl oynadıkları, kazanmaları ya da kaybetmeleriyle ilgili değil, onları izlemenin ne kadar büyük bir ayrıcalık ve onur kaynağı olduğunu söylüyorum.

Ve inanılmaz bir şekilde her söylediğimde benim için çok daha etkili ve gerçek hissettirmeye başladı bu cümleler.

Benim için bambaşka bir hazzın ve iç huzurun kapılarını açtı.

Stephanie’nin, sadece çocuklarının oyunundan zevk almayı öğrenmesi her şeyi değiştirdi.

Peter Smith, ailesindeki her şeyi değiştirdi.

Ve sizler de yapabilirsiniz.

Kolay olacağını söylemiyorum, tek seferde olacağını ya da hata yapmayacağınızı söylemiyorum.

Herkes hata yapar. Ben de hata yapıyorum.

Çocukların sporla ilgili en kötü şey sorulduğunda söyledikleri şey, maçtan sonra eve dönüş yolculuğu.

Çünkü aileleri tarafından eleştiriliyorlar.

Bu resmi gördüğümde, çocukların yüzlerindeki mutluluğu gördüğümde ve sporun hayatları üzerinde yapabileceği büyük etkiyi düşündüğümde ; onları sadece daha iyi sporcular değil aynı zamanda daha iyi insanlar yapabileceğini düşündüğümde…

Bu sonu olmayan çılgınca yarışın bitmesi gerektiğini, oyunu değiştirmemiz ve kendimizinkileri değil, onların ihtiyaçlarını ve önceliklerini sağlayarak, sporu çocuklara geri vermemiz gerektiğini anladım.

Ve her birimizin üstüne düşen görevi yapmak için 4 kelimeyle başlaması yetiyor;

“Seni oynarken seyretmeyi seviyorum.”

Bunun sadece yayılması gereken bir düşünce değil, artık yayılma vakti kesinlikle gelmiş bir düşünce olduğuna inanıyorum.

Ali Kulaksız

Engelli Yüzme Milli Takımı Rize’de

Rize Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyeleri ve Kent Konseyi Engelli Meclisi Üyeleri, Rize Engelsiz Yaşam Derneği ile birlikte, Salarha Kamp Eğitim Merkezinde yaz kampına giren Türkiye Engelli Yüzme Milli Takımını ziyaret etti.

Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Yüzme Teknik Kurulu Başkanı ve Milli Takım Baş Antrenörü Mehmet Fatih Kurt ziyaretten dolayı memnuniyet duyduklarını ifade ederek, “Her yıl sporcu sayımız artıyor. Bu yıl yüksek katılımla, 15 sporcumuzla birlikte Avrupa şampiyonasına katılacağız ve inşallah madalyalar kazanarak şanlı bayrağımızı göklerde dalgalandıracağız. Git gide büyüyen farkındalık yaratan branş olma yönünde ilerliyoruz. Destek olan herkese gönülden teşekkür ederiz” dedi.

Milli Takım Antrenörü Mehmet Ali Albas ziyarette yaptığı konuşmada, desteklerin kendilerini motive ettiğini vurgulayarak, “Toplum içinde böyle destekler gördükçe motivasyonumuz ve mutluluğumuz artıyor. Bayrağımızı göndere çekmek için dualarınıza ihtiyacımız var” dedi.

Engelli Yüzme Takımı Fizyoterapisti Sercan Yıllı ise bu branşa gönüllü olarak başladığını ve hiçbir zaman pişman olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Engelli bedenler yapmak istediklerinize asla engel değildir. Çok iyi sporcularımız var ve ben inanıyorum ki, çok sayıda madalya ile Türkiye’ye geri döneceğiz”

Rize Kent Konseyi Başkanı Sadullah Köse, teknik heyeti ve sporcuları tebrik ettikten sonra her bireyin bir engelli adayı olduğu gerçeğine dikkat çekerek “Sizlerin bütün engelleri aşacağınıza inanıyoruz. Engelli arkadaşlarımızın çok büyük başarılarına şahit oluyoruz. Sizlerin de başarılı olacağına inanıyor ve Avrupa şampiyonası için dualarımızı eksik etmeyeceğimizi ifade etmek istiyoruz. Kent konseyi olarak her türlü desteğe hazırız” şeklinde konuştu.

Rize Kent Konseyi Engelli Meclisi Başkan Yardımcısı olan Rize Engelsiz Yaşam Derneği Başkanı Bülent Alan ise yaptığı konuşmada “Avrupa şampiyonasında başarıyı yakalayacağınıza can-ı gönülden inanıyoruz. Orada olamasak da kalbimiz ve dualarımız sizlerle birlikte olacak. Madalyalarla döneceğinize inancımız tamdır. Allah yar ve yardımcınız olsun.” diye konuştu.

Avrupa şampiyonasına hazırlanan 15 engelli sporcu ve teknik heyet 24 Temmuz’a kadar Salarha Kamp eğitim Merkezinde kamp yaparak antrenmanlara devam edecek.

Ziyaret sonunda Rize Engelsiz Yaşam Derneği tarafından hazırlanan sporcuların isimleri yazılı saatler sporculara hediye edildi.

 

ASKF Hayati Yazıcı’ya neden teşekkür etti?

Rize ASKF’nin geleneksel iftar programı AKP’nin gövde gösterisine dönüştü.

Yemek duası için mikrofonu alan Kale Camii İmamhatibi Abdülkadir Kara dua etmek yerine AKP sloganı attı. AKP’nin seçim çalışmasına dönüştürülen programda Rize ASKF Başkanı Ali Çelik, Rize’de Amatör futbolun merkezi olan Ekrem Orhon stadının 2013 yılında yenisi yapılmadan yıkılmasında başrol oynayan zamanın Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya, yağlı boya tablo yaptırdığı portresini hediye etti.

CUMHURIYET’IN BAKANI’NA GÜVENMİYOR MUSUNUZ?

Ekrem Orhon stadı için yıkılma kararı alındığında yenisi yapılmadan yıkılmasına karşı çıkanlara Yazıcı, “Cumhuriyet’in Bakanı’na güvenmiyor musunuz? Ben söz veriyorum, yeni stad yapılacak.” demişti. Hayati Yazıcı, 5 yıldır sözünün arkasında durmadığı gibi, ASKF’nin Yazıcı’ya teşekkür mahiyetinde bir de tablo hediye etmesi spor çevrelerinin tepkisini çekti. Türkiye’de il merkezinde amatör futbol için stadı bulunmayan tek yer olan Rize’de stadın yıkımının baş sorumlusuna ASKF tarafından tablo ile teşekkür edilmesi tuhaf karşılandı.

TOPRAK: TUZ KOKTU

Rize ASKF’nin 16 yıl başkanlığını yapmış olan ve ‘Onursal Başkan’ sıfatı taşıyan Sedat Toprak, “Orta Caminin, ayrıca Taşlıdere ve Güneysu çay fabrikalarının yıkılması kararını alanları da bulup plaket verebilirler. Artık tuz kokmuştur.” dedi. Toprak, Türkiye’de bir il merkezinden ilçeye, Hakkari’den Yüksekova’ya hasta nakledildiğinin bilindiğini, Rize il merkezinden de ilçelere antrenman ve maçlar için sporcular nakledildiğini belirterek, “Türkiye’de bunun başka bir örneği yoktur.” diye tepkisini ortaya koydu.

SÜRÜCÜ: 1 TABLO YETMEZ!

Rize ASKF’nin eski genel başkanlarından Sabri Sürücü ise Rize il merkezindeki tek amatör sahanın yıkılıp yenisinin yapılmamasının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bir tablo yetmez; Hasan Karal’ın, Halil Bakırcı’nın, Hikmet Ayar’ın da tablolarını yaptırıp teşekkür edilmelidir. Ekrem Orhon stadının yıkılmasında onların da emeği yadsınamaz” diye konuştu.

Bir başarı öyküsü: Ağrı1970

BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ: AĞRI 1970

Ağrı’nın başarılı işadamlarından Mehmet Yıldırım…
Birçok sektörde faaliyetleri olan Mehmet Bey, yıllar önce kuyumcu dükkanının civarında madde kullanan bir çocuğu fark eder. Çocuğun durumuna üzülür, onunla konuşur, bırakmasını ister. Ne var ki, Mehmet Yıldırım’ın madde bağımlısı çocuğu kazanma savaşı sonuç vermez. Gençleri kazanmanın yollarını araştırır. Dört arkadaşı ile tüm gençleri kazanmak amacı ile bir spor kulübü kurar.

Ağrı’da işadamı olan Mehmet Yıldırım, Emrah Özdemir, Kerim Temel ve İdris Demir ile kurulan Murat Gençlik Spor Kulübü, ilk yılında U 16-17 liglerinde şampiyon olarak Ağrı’yı temsil etme hakkını kazandılar. Gençlerin başarısı ve hevesi daha büyük sonuçların habercisi oldu. Başkan ve yönetimin isteği, arzusu daha da arttı. Bölgesel Amatör Lige (BAL) yükselen Patnosspor’un maddi imkansızlıklar yüzünden lige katılamayacağı haberi üzerine Başkan Mehmet Yıldırım kulübü satın aldı. İki kulüp birleştirilerek Ağrı 1970 spor kulübü oluştu.

Kulüp, Ağrıspor’un en başarılı yıllarında oyuncu olarak kadrosunda bulunan Rizeli teknik adam Mustafa Kalafatoğlu ile anlaştı. BAL’daki ilk yıl olumsuz şartlara rağmen Başkan ve Hocanın verdiği olağanüstü mücadele sonucu ortaya konulan olumlu futbol ve alınan puanlar takdire şayandı.
Başkan yönetim kadrosunu genişleterek Ağrı ilinde heyecana herkesi ortak etmeye çalıştı. Bu hareket birbirinden özverili esnaf ve işadamlarının arzulu calışması sonucu domino etkisi yarattı.

Tesis ve maddi destek olmamasına rağmen her zorluk ile baş etmeye çalışan Başkan Mehmet Yıldırım, Mustafa Hoca’ya duyduğu güvenin boşa çıkmadığını gördü. Başkan ile Hoca’nın kurduğu takım inanılmaz bir performans gösterdiği BAL Ligi 1. Grupta bitime 2 hafta kala şampiyonluğu garantiledi.

Başkan ve yönetiminin tüm mesaisini Ağrı1970 spor kulubü için harcaması, Teknik adam ve ekibinin çabaları karakterli futbolcular ile birleşince zafer geldi.

Dükkanının civarında gördüğü madde bağımlısı çocuğun derdi ile dertlenen bir işadamının kurduğu spor kulübünün başarı hikayesidir bu.

Şimdi gençler Ağrıspor’un başarıları ile daha fazla ilgileniyor, kötü alışkanlıklardan uzak sporla içiçe bir yaşamın varlığını görüyor.

Rize’de Satrancın Yıldızları

 

2017-2018 Rize Yıldızlar Satranç Turnuvası 9-10 Aralık 2017 tarihlerinde Rize Gençlik Merkezi’nde 2000-2001-2002-2003-2004-2005 doğumlu sporcular arasında genel ve kızlar kategorilerinde ayrı ayrı yapıldı.

84 sporcunun katılımıyla iki gün süren satranç turnuvası sonucunda Yıldızlar kategorisinde Rize’nin en iyileri belirlendi. 20-26 Ocak 2018 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek olan Türkiye Yıldızlar Satranç Şampiyonası’nın illerdeki ayağı olan bu turnuvaya katılıp tamamlayan tüm sporcular bu şampiyonaya katılım hakkı elde ettiler.

Turnuva sonunda düzenlenen ödül törenine katılan Rize Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Mustafa Çelik, turnuvaya katılan ve dereceye giren tüm sporcuları tebrik ederek Rize’de son dönemde satranç sporunun çok önemli bir mesafe kat ettiğini, İl Müdürlüğü olarak bunu desteklediklerini, satranç sporunun çocukların gelişiminde önemli bir etkisinin olduğu bilimsel gerçeğiyle bu spora her türlü desteği verdiklerini ifade etti.

Önceki yıla göre katılımın daha da arttığı bu turnuvada kategorilerinde dereceye giren sporcular şu isimlerden oluştu.

18 Yaş

Genel

1. Halid Ziya TERZİ

2. Miraç ABAY

3. Muhammet ATAR

17 Yaş

Genel

1. Aykut Onur YAZIM

2. Faruk UYGUR

3. Arda Ran YENİGÜL

Kızlar

1. Şeyma KURTULUŞ

2. Berra SEMİZ

16 Yaş

Genel

1. Serhat YILMAZ

15 Yaş

Genel

1. Abdulkadir ÇEBİ

2. Oğuzhan ÖKSÜZ

3. Emirhan KORKMAZ

Kızlar

1. Dilara DEMİRCİ

14 Yaş

Genel

1. Baran USTAOĞLU

2. Miraç AYDIN

3. Furkan BIÇAKCI

Kızlar

1. Esra YENİÇIRAK

2. Tuba BAŞ

3. Hilal Yıldız BAYRAK

13 Yaş

Genel

1. Necmi Eren YAZICI

2. Kerem MEREV

3. Muhammet Ali HACIOĞLU

Kızlar

1. Aleyna SEKİN

2. Seval ATABAY

3. Fatma SİNAN